Din

Peygamber,Peygamberlik

Haber getiren kişi. Allahu Teâlâ´nın kullarına emir ve yasaklarını bildirmek ve onlara hakkı, doğruyu ve yanlışı açıklamak üzere seçip görevlendirdiği ilahî elçi. Kur´an-ı Kerim´ de; "nebi" veya "enbiya", bazan da "resul" veya "rusul" diye geçer.

"Nebi", arapça bir kelime olup, "nebe´ " kökünden türetilmiştir. Muhbir, yani "haber verici" anlamına gelir. Ancak nebe´, herhangi bir haber değil; bize bildirilen fevkâlade değerde, çok önemli bir haber, bir tebliğ demektir. Nebe´, yalnız, doğruluğunda hiç şüphe olmayan bir haber için kullanılabilir (Rağıb el-Isfahanî el-Müfredât, Nebi madd... Devamı


Hz. ÂDEM (a.s.)

 

İlk insan, ilk peygamber, insanlığın babası. Allah´u Teâlâ Hz. Âdem´i topraktan (turâbtan) yarattı. (Hûd, 11/61; Tâha, 20/55; Nuh, 71/18) Yüce Allah yeryüzünde bir halife yaratacağını meleklerine bildirdiği zaman; ilim, irade ve kudret sıfatlarıyla donatacağı bu varlığın yeryüzüne uyum sağlaması için maddesinin de yeryüzü elementlerinden olmasını dilemiştir:

"Sizi (aslınız Âdem´i) topraktan yaratmış olması onun ayetlerindendir. Sonra siz (her tarafa) yayılır bir beşer oldunuz." (er-Rum, 30/20)

Allah´u Teâlâ Hz. Âdem´i yaratırken maddesi olan toprağı çeşitli hâl ve saf... Devamı


Hz. İDRİS (a.s)

 

Kur´an-ı Kerîm´de adı geçen peygamberlerden biri. Peygamberler silsilesinin ikinci halkasında bulunan İdris (a.s) Kur´an-ı Kerîm´de adı geçmeyen Şit (a.s)´den sonra peygamber olmuştur.

İdris (a.s) rivayetlere göre, beyaz tenli uzun boylu, geniş göğüslü, gür sakallı idi. Yürürken adımını kısa atar, önüne bakarak yürürdü. İlk kez astronomi ve hesap ilmini, geçmiş zamanların ilimlerini öğrenen İdris (a.s)´dır.

Hz. İdris kavmini putlara tapmaktan şeytana ve Kabiloğullarına tarafgir olmaktan alıkoymuş, kendisine inanan az bir toplulukla Kabiloğullarıyla savaşmış ve onların... Devamı


Hz. NÛH (a.s)

 

Allah Teâlâ´ya ibadeti terkedip, tapınmak için kendilerine putlar edinen ve böylece yeryüzünde ilk defa fesada uğrayan bir kavmi tevhid akidesine döndürmek için gönderilen peygamber. "Ulul-Azm" peygamberlerin ilki olan Nûh (a.s)´ın, kavmini tevhide döndürmek için verdiği mücadele, Kur´an-ı Kerim´de uzunca zikredilmektedir. Adı, kırk üç ayrı yerde zikredilen Nûh (a.s)´ın kıssası, şu surelerde mufassal olarak ele alınmıştır: el-A´raf, Hûd, el-Müminûn, eş-Şuârâ, el-Kamer ve kendi adıyla adlandırılmış olan, Nûh suresi.

Nûh (a.s), Adem (a.s)´dan yaklaşık olarak bin sene sonra gön... Devamı


Hz. HÛD (a.s)

 

Kur´ân-ı kerim´de kıssası geçen peygamberlerden biri. Âd kavmine gelen Allah´ın rasûlü A´raf, Hûd, Şuarâ ve Ahkâf sûrelerinde kendisinden bahsedilmektedir.

Ad kavmine gönderilmiştir ki, Kur´ân dışında diğer mukaddes kitaplarda bu kavimden sözedilmemektedir (Abdulvahhab en-Neccâr, Kasasu´l-Enbiyâ, Beyrut, ty., s. 49). Âd kavmi Hz. Nûh tûfanından sonra putperestliğe dönen ilk kavimdir (İbn Kesîr, Kasasu´l-Enbiyâ, Beyrut 1982, I, 149)

Hud (a.s), Âd kavmi içinde soyu sopu şerefli bir kişiydi. Peygamberlikten önce ticaretle uğraşırdı. Hûd (a.s) orta boylu, esmer tenli, gür... Devamı


Hz. SALİH (a.s)

 

Kur´an-ı Kerîm´de adı geçen peygamberlerden biri. Semud kavmine gönderilmiştir. Allah Teâlâ onu, önceki peygamberlerin getirmiş olduğu tevhid dininden sapıp kendilerine ilâhlar edinen Semud kavmini uyarmak için bu kavme peygamber olarak göndermiştir. Ancak Semud kavmi, öteki azgın kavimlerde olduğu gibi onu dinlememişler ve eziyet ederek, yanlarından kovmuşlardır. Semud kavminin ileri gelenleri onunla alay ederek küçümsemeye çalışmış ve kendilerini tehdit ettiği azabın gelmesini istemişlerdir. Bunun üzerine Allah Teâlâ, onları şiddetli bir şekilde cezalandırarak yok etmiştir. Salih... Devamı


Hz. İBRÂHİM (a.s)

 

Kur´an-ı Kerim´de Allahu Teâlâ´nın "Halil" dost diye nitelediği ulu´l-azm mertebesinde olan peygamber.

Nuh (a.s)´un çocukları ve torunları, önce Irak´a yerleşmiş ve Fırat nehrinin yakın bir yerinde Babil şehrini kurmuşlardı. Daha sonra, burada yerleşmiş olanlardan bir grup ayrılıp Dicle kıyısında -bugün Musul şehrinin civarında- Ninova şehrini inşâ etmişlerdi. Babil´deki halkın yerlileri olan Nabt kavmi, Süryânî dilini konuşmakta olup Babil şehrini de başkent yapmışlardı. Ninova´da ortaya çıkan Asur devletinde ise başkent Ninova olup, Babil´i hâkimiyetleri altına almıştı. Bi... Devamı


Hz. LÛT (a.s)

 

Kur´ân-ı Kerim´de geçen peygamberlerden biri Lût (a.s) ile birlikte Hz. İbrahim´in kardeşi Hârân´ın oğludur. Lût (a.s), İbrahim (a.s) ile birlikte Harran´dan Filistin´e göç etti. Burada kıtlık baş gösterince Lût ve İbrahim (a.s.) beraberce Mısır´a gittiler. Bir süre sonra Mısır kralının verdiği mal ve sürüleri yanlarına alarak birlikte tekrar Filistin´e döndüler. Zamanla yerleştikleri bölge, sürülerini almaz oldu. Hz. Lût bunun üzerine, amcası İbrahim (a.s.)´ın bölgesinden ayrılıp Sedom şehrine yerleşti. Daha sonra bu şehre peygamber olarak gönderildi. Sedomlular bozuk ahlâklı, köt... Devamı


HZ. İSMAİL (a.s)

Kur´an-ı Kerîm´de adı zikredilen peygamberlerden. Kendisine "Allah´ın kurbanı" anlamına "Zebihatullah" da denir. Hz. İbrahim´in Hacer´den olan büyük oğludur. Kur´an´da on iki yerde ismi zikredilmekte ve aynı zamanda kendisine vahiy indiği bildirilmektedir (el-Bakara, 2/136; Âlu İmran, 3/84; en-Nisa, 4/163). Hz. İsmail (a.s)´ın bir Resul ve Nebi olduğu, ümmetine Allah´ın emirlerinden olan namaz, zekât gibi emirleri bildirdiği anlatılmaktadır. Aynı şekilde Hz. İbrahim ve Hz. İshak ile birlikte Hz. Ya´kub (a.s)´ın ecdadından birisi olduğu (el-Bakara, 2/133) ve İsmail (a.s)´ın babası İbrahim (a... Devamı


Hz. YA\´KUB (a.s)

 

Kur´ân´da adı geçen peygamberlerden biri.

Ya´kûb (a.s)´ın soyu, İshâk (a.s) vasıtasiyle İbrahim (a.s)´a dayanmaktadır. O, İshak (a.s)´ın ve İshak (a.s) da İbrahim (a.s)´ın oğludur. Annesinin adı Refaka´dır. Kardeşi Ays ile beraber, ikiz olarak doğmuştur. Kardeşinin ardından doğduğu için ona Ya´kûb denmiştir.

Ya´kûb (a.s)´ın diğer bir adı da İsrail´dir. Kardeşi Ays´tan kaçarak dayısının yanına giderken gündüzleri saklanmış ve geceleri yürümüştür. Bundan dolayı kendisine İsrâil denmiştir. Kelime olarak İsrâil geceleyin (Allah´a) yürüyen demektir (et-Taberî, Tarih, Mısır... Devamı


YÛSUF (a.s)

 

Kuran´da ismi geçen Beni İsrail peygamberlerinden biri.

Hz. Yûsuf Kurân´da adı geçen peygamberlerden birisi olup, Yakub Peygamber´in oğludur. Nesebi Hz. İbrahim´e kadar varır (Kamil Miras, Tecrid Tercemesi, IX, 139).

Kur´ân-ı Kerîm´de kendi adını taşıyan bir sûre vardır. Tamamı 111 âyet olan bu sûrenin 98 âyeti (4-101) Hz. Yûsuf´tan bahseder. Bu âyetlerde anlatıldığına göre Hz. Yûsuf´un hayat hikâyesi özetle şöyledir:

Hz. Yûsuf´un on bir tane erkek kardeşi vardı. Yûsuf fevkalâde güzel ve son derece zekî idi. Babaları Hz. Yakub en çok Yûsuf´u seviyordu. Bu sevgi... Devamı


Hz. ŞUAYB (a.s)

 

Kur´an´da adı geçen peygamberlerden. Medyen ve Eyke halkına peygamber olarak gönderildi. Bu iki ülkede ayrı ayrı mücadelede bulundu. Bu iki toplumla yaptığı mücadelesi, çeşitli ayetlerde geçmektedir.

Medyen ve Eyke, dağlık ve ormanlık olan iki ülke idi. Medyen toprakları, Hicaz´ın kuzey batısında, oradan Kızıldeniz´in doğu sahiline, güney Filistin´e, Akabe Körfezi´ne ve Sina Yarımadası´nın bir bölümüne kadar uzanan bölgelerde yer alır.

Kur´an´ın Medyen halkı hakkında anlattıklarının önemini kavramak için, bu insanların, Hz. İbrahim´in üçüncü hanımı Katurah´tan olma oğ... Devamı


Hz. MÛSA (a.s)

 

Allah Teâlâ´nın, dört büyük kitaptan biri olan Tevrat´ı verdiği ve yeryüzünde dinini tebliğ edip, hakim kılması için gönderdiği Ulu´l-Azm* peygamberlerden biri. Hz. İbrahim (a.s)´in soyundan olup, İsrailoğullarının akidelerini islah etmek ve onları Allah Teâlâ´nın dilediği nizama kavuşturmakla görevlendirilmişti. Küfürle mücadelesi Kur´ân-ı Kerim´de uzun uzun anlatılmaktadır.

Hz. Adem (a.s)´den, Rasulullah (s.a.s)´e kadar pek çok peygamber gelmiştir. Bu peygamberler, gönderildikleri kavimleri, Allah Teâlâ´ya iman etmeye çağırmışlar; bu yolda kâfirlerle savaşmışlar, yaşadıkla... Devamı


Hz. HARÛN (a.s)

 

Hz. Harûn (a.s), İsrailoğulları peygamber-lerinden, Hz. Musa (a.s)´ın kardeşi. Hz. Yusuf´un vefatından sonra Mısır´da yaşayan İsrailoğulları ve diğer insanlar, bir müddet onun gösterdiği yoldan yürüdüler; ancak daha sonra hakikatı unuttular. Bu arada Mısır´ın idaresi Kıbtîlerin eline geçti. Kıbtîler ise yıldızlara ve putlara tapıyorlardı.

Kıbtîler, İsrailoğullarını hor görmeye başladılar. Onları ağır, zor işlerde kullandılar.

İsrailoğulları çok kalabalık bir topluluk olup Hz. Yakub´un oğullarına nisbetle on iki kola ayrılıyordu. Onlar Kıbtîlerin zulmünden kurtulmak is... Devamı


Hz. DAVUD (a.s.)

 

Kur´ân-ı Kerim´de adı geçen İsrailoğulları peygamberlerinden biri.

Yahuda kabilesinden İsa (Yasa)´nın sekizinci oğludur.

İnsanoğlu yoldan çıkıp da bataklığa düştükçe, yüce Allah, onlara peygamberler göndermiştir. Onlar bu peygamberler vasıtasıyla uyarılmıştır. İsrailoğullarına da peygamberler gönderilmiştir. Onlar, umumiyetle bu peygamberlere isyan hatta ihanet etmişlerdir.

Hz. Musa´nın vefatından sonra, yine İsrailoğulları isyanın karanlığına daldılar. Azgınlık yaparak Hz. Musa´nın Allah´tan getirdiği akîdeyi terk etmeye başladılar. Cenâb-ı Allah, onların üzer... Devamı


Hz. SÜLEYMAN (a.s)

İbrânice Şlomo (Salomon). Hz. Davud´un oğlu, O´ndan hemen sonra İsrail oğullarının peygamberi "akl-ı selim" ve "nazik" manalarına gelen "selim"in eş anlamlısı.

Kitab-ı Mukaddes´e göre Hz. Süleyman, israiloğullarının icraatlar yapmış büyük peygamber ve hükümdardır. Kur´ân-ı Kerim, Hz. Süleyman´ın bir İsrailoğulları peygamberi olduğunu açıklarken; Hıristiyanların mukaddes kitabı İncile göre O, bir İsrail kralıdır. Devrinin en önemli hadisesi, Ken´anlıların kesin olarak itaat altına alınmasıdır. Bundan ayrı olarak Hz. Süleyman memleketini 12 eyalete ayırarak her birine birer vali tayin ... Devamı


Hz. İLYAS (a.s)

 

Kur´an-ı Kerîm´de ismi geçen peygamberlerden biri. Hz. Musa (a.s)´dan sonra gelen nesebi Hz. Harun (a.s)´a dayandığı rivayet edilen bir İsrailoğulları Peygamberi.

Hz. Musa´dan sonra İsrailoğullarının çeşitli boyları. Şam civarına yerleşmiştir. Şam bölgesindeki "Bek" şehrine yerleşen ve zamanla Allah´a isyan ederek haddi aşan bir Benu İsrail kabilesine Hz. İlyas (a.s)´ın gönderildiği rivayet edilmektedir. İlyas (a.s) Kur´an-ı Kerîm´de iki değişik sûrede anılmıştır. Bir yerde diğer Peygamberler ile birlikte ismi geçmiştir: "(İbrahim´e) Zekeriya, Yahya, İsa ve İlyas´ı da bağışl... Devamı


HZ. ELYESA\´ (a.s.)

 

İsrailoğulları´na gönderilen peygamberlerden biri.

Elyesa´ (a.s.)´ın ismi Kur´an´da iki defa geçmekte (el-En´âm, 6/86 ve Sid, 38/48). Ahd-i Atık´te de Elîşa´ seklinde zikredilmektedir (Ahd-i-Atık, I. Kırallar, XIX, 16, 17, 19). İslâm kaynakları ondan Elyesa´ b. Uhtûb ismiyle bahsederler.

Elyesa´ (a.s.), küçüklüğünde kötürüm bir vaziyetteydi. O sırada İsrailoğullarının peygamberi olan Hz. İlyâs, bir gün yahudilerin azgınlığından kaçarak dul bir kadın olan Elyesa´ın annesinin evine sığınmış, kendisini koruyan bu kadının kötürüm oğluna yaptığı dua kabul olunarak Elyesa´ ... Devamı


Hz. ZEKERİYYA (a.s)

 

Kur´ân´da adı gelen peygamberlerden biri. Soyu Dâvud (a.s)´a dayanmaktadır. Kur´ân´da anılan duâlarından (Meryem, 16/6) anlaşıldığına göre, soyu daha sonra Yâkub (a.s)´a varmaktadır (el-Kurtubî, Ahkâmu´l-Kur´ân, Kahire 1967, XI, 82; er-Razî, Mefâtihu´l-Gayb, Mısır 1937, V, 769).

Zekeriyya (a.s) İsrâiloğullarının peygamberi olduğu gibi, aynı zamanda onların bilgini, reisi ve müşaviri yani danışmanı idi (es-Sa´l-ebî, el-Arais, 1951, 372).

Onun hakkında çeşitli âyet ve hadisler vardır. Ebû Hureyre´nin naklettiğine göre, Hz. Muhammed (s.a.s);" "Zekeriyya (a.s) marangoz id... Devamı


Hz. YAHYA (a.s)

 

Kur´an´da adı geçen peygamberlerden biri. Yüce Allah tarafından, Kur´an´da: "Ey Zekeriyya! Sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik" (Meryem, 19/7) ayeti ile haber verildiğine göre; Yahya (a.s.), Zekeriya (a.s)´ın oğlu idi. Kendisine Yahya adı da, Allah tarafından verilmişti.

Yahya (a.s)´nın yüzü güzel, kaşları çatık, saçları seyrek, burnu uzun, sesi ince ve parmakları kısa idi. O, İsâ (a.s)´dan altı ay önce dünyaya gelmişti. Yani Isâ (a.s)´dan altı ay büyüktü. Dolayısıyla, Musa (a.s)´nın şeraitiyle amel eden peygamberlerin sonuncusuyd... Devamı


Hz. İSA (a.s)

 

Kur´an-ı Kerîm´de adı geçen ve İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Hz. İsa (a.s) batılı tarihçilere göre miladi yıldan dört veya beş sene kadar önce doğmuştur.

Yine batılı tarihçilere göre Hz. İsa (a.s) Romalıların elinde bulunan Yahudiye´de Romalılardan Tiberius iktidarı döneminde otuz yaşlarına doğru peygamberliğini insanlara bildirdi. Önce Celile´de sonra Kudüs´te insanları hak dine davet etti. Yahudilerin dinini ikmal onların dine kattıklarını düzeltmek için gönderilen Hz. İsa (a.s) kendisine indirilen İncil adlı kutsal kitapta bunu şöyle anlatır: "Ben yok etmeğ... Devamı


Hz. ÜZEYR (a.s)

 

İsrailoğullarına (Yahudilere) göre meşhur bir peygamber olan Üzeyr (a.s)´ın adı Kur´an-ı Kerîm´de geçmektedir. Fakat İslâm´a göre onun peygamber olup olmadığı hususunda ihtilaf vardır.

Üzeyr (a.s)´ın adı hakkında da alimlerin farklı yorumları vardır. Bazı alimlere göre onun adı Arapça bir isimdir. Diğer bazı alimlere göre ise, Üzeyr kelimesi Arapça değil, İbranicedir (el-Ukberî, İmlau ma menne bihi´r Rahman, Mısır, 1961, II, 7).

İbranice´de Üzeyr kelimesinin karşılığı "Azra"dır. Tevrat´ın bu dildeki nüshasında böyle geçmektedir (Biblio Hobraica, nşr. Rud. Kittel, Stut... Devamı


LOKMAN (LUKMAN)

 

Bir nebî veya velî olduğu ihtilâflı; ancak çoğunluğun tercihine göre hakim bir şahsiyet.

Kur´ân-ı Kerîm´de Lokman adı iki yerde geçer (Lokman, 31/12,13). Kelime, aynı zamanda Mekkî bir surenin adıdır. Bu sûrenin nüzul sebebi Kureyşlilerin Lokman´ı Hz. Peygamber (s.a.s)´e sormalarıdır.

Lokman´ın adı geçen iki ayetin meâli şöyledir: "Andolsun Biz Lokman´a Allah´a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden ise, bilsin ki Allah her şeyden müstağnîdir, övülmeye lâyık olandır. Lokman, oğluna öğüt vererek. "Yavrum, Allah´a... Devamı


ZÜLKARNEYN

 

Adı Kur´ân´da geçer. Allah ondan övgü ile bahsetmiştir. Peygamber mi, yoksa veli mi olduğu ihtilâf konusu olmuştur.

Zülkarneyn kelimesi Arapçadır. Zü ve karneyn kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Zü, sahip ve malik demektir. Karn ise, boynuz, perçem, tepe, zaman, güneş anlamlarına gelir. Karneyn, karn´ın tesniyesi yani iki tanesi demektir. Buna göre Zülkarneyn kelimesi iki boynuz sahibi şeklinde tercüme edilir (el-Firuzabadî, el-Kamusu´l-Muhît, Kahire 1332, IV, 257 vd).

Zülkarneyn´in kim oluğu ve neden kendisine bu lakabın takıldığı konusu, eskiden beri t... Devamı


Hz. MUHAMMED (s.a.s)

 

Hak din olan İslâm´ın son peygamberi (Hicretten önce 53-H.11/571-632).

Doğumu, Çocukluğu ve Gençliği:

İnsanlığı hakka ve hakikata sevkedip dünya ve ahiret saadetlerini sağlamak üzere Allah Teâlâ tarafından gönderilen peygamberlerin sonuncusu ve alemlerin rahmeti olan Peygamber Efendimiz, genellikle kabul edildiğine göre 20 Nisan (12 Rabiulevvel) 571 Pazartesi günü Mekke´de doğdu. İslâm tarihi kaynakları, Hz. Peygamber´in nesebi ta Hz. Adem´e kadar sıralanan Şecere tabloları ile belirlemişlerdir. Bu kaynaklarda Hz. Peygamber´in yirminci göbekten atası olan Adnan´a kada... Devamı


PEYGAMBERLER TARİHİ

Soru 1  : Allah (c.c.)ın emir ve yasaklarını insanlara haber veren, kendisine yeni bir                kitap ve yeni bir şeriat gönderilmeyip de kendinden önceki peygamberlerin                kitabı ve şeriatı ile amel eden Peygamberlere ne ad verilir?Cevap  : Nebi

Soru 2  : Kendisine yeni bir kitap ve yeni bir şeriat verilerek insanları hak yola               çağırmak için gönderilen peygamberlere ne ad verilir?Cevap  : Resul

Soru 3  : Diğer peygamberlere göre bir derece daha üstün olan peygamberlere Ulul-Azm denir.               Ulul-Azm olan peygamberler hangileridir?Cevap  ... Devamı


Abdestin Fazileti

xc16Abdestin Fazileti Abdest, belirli organları usulüne uygun olarak yıkamak ve meshetmek suretiyle yapılan temizliktir. Abdest almanın fazileti ve manevî faydaları hakkında sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:"Bir müslüman abdest alırken ellerini yıkayınca elleri ile yaptığı günahları bağışlanır, yüzünü yıkayınca gözleri ile işlediği günahları, başını meshedince kulakları ile dinleyerek işlediği günahları, ayaklarını yıkayınca da ayaklan ile yürüyerek işlediği günahları bağışlanır.""Sizden biri eksiksiz ol... Devamı

Abdest duaları ve manaları

Abdest duaları ve manaları Sual: Abdest dualarının Arapçasını bilmeyen, Türkçesini okusa caiz midir? Başka bir şey okuyabilir mi? Her uzvu yıkarken nasıl dua etmelidir?CEVAPAbdest dualarını bilmeyen, Türkçesini okumalıdır. Türkçesini de bilmeyen kelime-i şehadet getirir veya bildiği başka duaları okur. Mesela Rabbena âtina...yı okur.Önce Euzü Besmele çekilir. Bize İslam dinini veren, imanı ihsan eden ve suyu temizleyici, İslamı nur kılan Allahü teâlâya hamdü senalar olsun denir. Her uzvu yıkarken aşağıdakiler gibi dualar okunur:Ağza su verirken: Ya Rabbi, Kur´an okurken, seni anarken, sa... Devamı

Misvak antiseptiktir

Misvak antiseptiktir Sual: Bazıları, (Dişlerin çürümesini önlemek için diş macunu kullanmalı, bir ağaç bir odun parçası olan misvakı kullanmamalıdır) diyorlar. Bunların iddiaları doğru mudur? CEVAPBu sözler art niyetli bir çıkıştır, bilimsel değildir. Misvakı, hatta diş macunlarının özelliğini bile bilmeyen sıradan kimselerin söylediği sözdür. Erak ağacından yapılan misvak, diğer ağaç dallarından farklıdır, güzel bir rayihası ve antiseptik özelliği vardır. Diş macunlarının zararlı olduğu meşhur yabancı tıp kitaplarında bile bildirilmektedir. Mesela, Larousse İllustre Medical isimli tıp k... Devamı

Mest üzerine mesh

Mest üzerine mesh Sual: Bir arkadaş "Kuranda abdest alırken ayakların meshedilmesi emrediliyor. Namaz vakitleri de üç olarak bildiriliyor. Şimdiki tatbikat yanlıştır diyor. Böyle bir şey var mı?CEVAPNamaz üç vakittir, ayaklar mesh edilir diye bir âyet yoktur. Abdest âyetinin meali şöyledir:(Ey inananlar, namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, başlarınızı meshedip topuk kemiklerine kadar ayaklarınızı yıkayın.) [Maide 6]Peygamber efendimiz senelerce abdest aldı, bir defa çıplak ayaklarına mesh ettiği vaki değildir. Mestlerine mesh ettiği ise vakidir. Bu konuda bir ç... Devamı

Namazın insana kazandırdıkları nelerdir?

Namaz, Müminin Hayatını Disipline Eder

 

Günde beş defa kılınan namaz, müminin hayatını disipline etmede büyük rol oynar. Sürekli belli vakitlerde ifa edilmesi, onu ruhen ve bedenen, maddeten ve manen disipline alıştırır. Cemaatle kılınan namazlarda özellikle imama iktida; müminleri askeri bir disipline kavuşturur. İmam "Allahu Ekber" dediğinde artık, konuşan ve Rabb´e yüksek sesle iltica eden o olur. Müminlere aynı zamanda vekalet etmiş olur. İmamın tekbirleri bir direktif halinde tüm cemaati oturtur-kaldırır. Bu açıdan cemaatte manevî, ruhî, yüksek ve yüce bir disiplin vardı... Devamı


Allahümme salli duası

Allahümme salli duası:

     Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ İbrâhime ve alâ âli İbrâhim. İnneke hamîdün mecîd.

Anlamı:

Allahım! Muhammed´e ve Muhammed´in ümmetine rahmet eyle; şerefini yücelt. İbrahim´e ve İbrahim´in ümmetine rahmet ettiğin gibi. Şüphesiz övülmeye lâyık yalnız sensin, şan ve şeref sahibi de sensin

masumnamaz

... Devamı

Allahümme barik duası

 Allahümme barik duası:      Allahümme barik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ İbrâhime ve alâ âli İbrâhim. İnneke hamîdün mecîd.

Anlamı:

Allahım! Muhammed´e ve Muhammed´in ümmetine hayır ve bereket ver. İbrahim´e ve İbrahim´in ümmetine verdiğin gibi. Şüphesiz övülmeye lâyık yalnız sensin, şan ve şeref sahibi de sensin.  mehmetaffan

... Devamı

Fatiha suresi

Fatiha suresi:      Elhamdü lillâhi rabbilâlemîn. Errahmânirrahîm. Mâliki yevmiddîn. İyyâke nabüdü ve iyyâke nesteîn. İhdinas-sırâtal müstekîm. Sırâtallezîne enamte aleyhim gayrilmagdûbi aleyhim ve leddâllîn.

MÂNÂSI

Hamd (övmek, övülmek); O, âlemlerin Rabbi, O Rahmân, Rahîm, O, âhiret gününün mâliki Allâh´ın (hakkı) dır. O´na mahsustur. İlâhi! Yalnız Sana ibâdet ve kulluk ederiz, sade Sen´den yardım dileriz. Bizi doğru yola hidâyet eyle. Kendilerine bol bol nîmet verdiğin bahtiyarların yoluna, ki onlar ne azıp sapmış, ne de gazabına uğramışlardır. (Duâmızı kabul eyle Allâh´ı... Devamı


Fil Suresi

Fil Suresi:      Elem tera keyfe feale rabbüke bieshâbilfîl. Elem yecal keydehüm fî tadlîl. Ve ersele aleyhim tayran ebâbîl. Termîhim bihicâratin min siccîl. Fecealehüm keasfin mekûl.

MÂNÂSI Görmedin mi, nasıl etti Rabbın Fil sahiplerine? Fendlerini, tedbirlerini (kötü düşüncelerini) bozup büsbütün perişan kılmadı mı? Üzerlerine sert taşlarla atış eden, sürü sürü kuşlar saldı da, hemen onları bir yenik hasıl (güve yiyip tanesiz kalmış ekin yaprağı, saman) gibi kılıverdi.

Tefsir - Bu sûre, büyük bir olayı hatırlatmaktadır. Mîlâdın (570)´nci senelerinde Habeşistan´ın Yemen Vâli... Devamı


Kureyş Sûresi

Kureyş Sûresi:      Liîlâfi Kureyşin. Îlâfihim rihleteşşitâi vessayf. Felyabüdû rabbe hâzelbeyt. Ellezî etamehüm min cûin ve âmenehüm min havf.

MÂNÂSI

Kureyş´in birbirleriyle veya başkalariyle andlaşması, anlaşması için; hele yaz ve kış seferlerine (faydalandıkları) andlaşması için, onlar (Kureyş) bundan böyle bu evin (Kâbe´nin) sahibine (Allâh´a) ibâdet etsinler; - O (sahip) ki, onları büyük bir açlıktan kurtardı ve müthiş bir korkudan emin kıldı.

Tefsir - Kureyş, Arapların en asîl kabilesi ve Hazret-i Peygamber Efendimiz de bu kabileden idi. Kâbe´yi gözetleyip koruy... Devamı


Maun Suresi

 Maun Suresi:

     Era eytellezî yükezzibü biddîn. Fezâlikellezî, yeduulyetîm ve lâ yehuddu alâ taâmilmiskîn. Feveylün lilmusallîn. Ellezîne hüm an salâtihim sâhûn. El-lezîne hüm yürâûne. Ve yemneûnelmâûn.

MÂNÂSI

Gördün mü o, dîne (ceza gününe ve âhirete) inanmayanı? İşte hak dîne ve ceza gününe inanmayan, o kimsedir ki: Öksüzü itip kakar, çâresizin ve yoksulun yiyeceğine dair teşvikte bulunmaz; ne kendisi doyurur, ne de başkalarının doyurması için kayırır. Vay o namaz kılanların haline ki, onlar namazlarını gereği gibi ciddî bir vazife olarak yapmazlar. Onlar ki göst... Devamı


Kevser Suresi

Kevser Suresi:      İnnâ etaynâkelkevser. Fesalli lirabbike venhar. İnne şânieke hüvelebter.

Analamı:Biz verdik sana (Yâ Muhammed) hakikatte Kevser. Sen de Rabbın için namaz kıl ve kurban da kesiver. Doğrusu, asıl ebter sana buğz eden (hınç besleyen, diş bileyen) in kendisidir.

Tefsir - Kur´ân´da lâfız bakımından en kısa, mânâ cihetinden çok geniş sûre budur. Mekke´de nazil olmuştur. Müslümanlar ilk devirlerinde hem azlık, hem de fakir idiler. Peygamber Efendimizin erkek çocukları da o sıralarda ölmüştü. Arap putperestleri bunları Müslümanlık için birer kusur sayarak onlarla a... Devamı


Kafirun Suresi

 Kafirun Suresi:      Kul yâ eyyühelkâfirûn. Lâ abüdü mâ tabüdûn. Ve lâ entüm âbidûne mâ abüd. Ve lâ ene âbidün mâ abedtüm. Ve lâ entüm âbidûne mâ abüd. Leküm dînüküm veliye dîn. MÂNÂSI De ki: Ey kâfirler! Tapmam o taptıklarınıza. Siz de tapanlardan değilsiniz benim Mabudum (Allah)´a. Hem ben tapıcı değilim sizin taptıklarınıza. Hem de siz tapıcı değilsiniz benim ibâdet ettiğim (Allah)´a. Size dîniniz, bana da dînim.

Tefsir - Bu sûreye, Kâfirûn Sûresi denir. "De ki" buyruğu, Peygamberimizedir. Mekke devrinde nâzil olmuştur. Peygamber Efendimiz Allâh´tan aldığı buyrukları, çok yumuşak... Devamı


Nasr Suresi

Nasr Suresi:      İzâ câe nasrullahi velfeth. Ve raeytennâse yedhulûne fî dînillâhi efvâcâ. Fesebbih bihamdi rabbike vestagfirh, İnnehü kâne tevvâbâ.

 MÂNÂSI Allâh´ın (vaad eylediği) yardımı geldiği ve zafer kazanıldığı (Mekke´nin fethi ile İslâm´a fütûhat kapılarının açıldığı); ve insanların fevç fevç, küme küme Allâh´ın dînine girdiklerini gördüğün zaman artık Rabbını överek şanını yücelt ve Allâh´tan mağfiret iste. Çünkü O, tövbe ile kendisine dönenleri kabul eder.

Tefsir - Müslümanlar ilk devirlerinde hem az, hem fakir idiler. Düşmanların sayıları, kuvvet ve kudretleri ise... Devamı


Tebbet Suresi

Tebbet Suresi:

     Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebbe. Mâ agnâ anhü mâlühû ve mâ keseb. Seyaslâ nâren zâte leheb. Vemraetühû hammâletelhatab. Fî cîdihâ hablün min mesed.

MÂNÂSIEbû Leheb´in iki eli kurudu, kendisi de (helâk oldu!). Ne malı fayda verdi ona, ne de kazandığı. O, (dünyada benzeri görülmemiş) bir alevli ateşe yaslanacak. Gerdanında hurma liflerinden bükülmüş bir iple odun taşıyan karısı da!

Tefsir - Bu sûrede bahis konusu Ebû Leheb, Peygamberimizin öz amcasıdır. Fakat ne yazık ki bu, İslâm´ın en azılı düşmanlarından idi. Peygamber Efendimiz, yakınlarını İslâ... Devamı


İhlas Suresi

İhlas Suresi:      Kul hüvallâhü ehad. Allâhüssamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad. MÂNÂSIDe ki: O, Allah, birdir. Allah, her yönden eksiksizdir ve her dileğin merciidir, her şey kendisine muhtâc olan Şanlı, Uludur. O, doğurmadı ve doğurulmadı. O´na hiçbir şey denk de olmadı.

Tefsir - Bu sûreye "İhlâs" ve "Kul Hüva´llâhü Ehad" Sûresi denir. Bu sûre, Müslümanlığın temeli olan "Allâh´ın biriği" akidesini en güzel ve en açık bir şekilde beyan eder ve Allâhu Teâlâ´yı herkesin anlıyacağı bir surette anlatır. İslâm îtikadına aykırı olan bozuk itikatları da apaçık a... Devamı


Felak Suresi

Felak Suresi:      Kul eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri gâsikn izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti filukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.

MÂNÂSI

De ki: Yaratılmışların şerrinden, karanlık çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfleyenlerin şerrinden ve haset edenin, içindeki hasedini dışarıya vurduğu vakit, şerrinden; şafak aydınlığının Rabbine (Allâh´a) sığınırım.

Tefsir - Felâk Sûresi bize dört şeyden korunması ve bunların şerrinden Allâh´a sığınmayı tâlim ve emrediyor:

1- Yaratılmış ve dünyada mevcut olan herhangi bir şeyden, herhangi ... Devamı


Nas Suresi

 Nas Suresi:      Kul eûzü birabbinnâsi. Melikinnâsi. İlâhinnâs. Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi. Minelcinneti vennâs. MÂNÂSI "De ki: Sığınırım Rabb´ına nâsın. Melikine nâsın. İlâhına nâsın; şerrinden o sinsi vesvâsın. Ki, fiskos eder sinelerinde (1) nâsın; gerek cinden (olsun o sinsi) gerekse insden."

Tefsir- Bundan evvelki, sûre her şeyin, gece ve gündüz, her zaman insana ârız olabilecek açık şerlerinden Allâh´a sığınmak lâzım olduğunu bildiriyordu. Bu sûrede ise, gözle görülmeyen, elle tutulmayan gizli şerlerden ve gizli kuvvetlerden de korunmak ve Allâh´... Devamı


Ayetu l-Kursi

Ayetu´l-Kursi

Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm Lâ tehuzühû sinetün ve lâ nevm Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil erd Menzellezî yeşfeu indehû illâ biiznihi yalemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîtûne bişeyin min ilmihî illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel erd Velâ yeûdühü hıfzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm

    KISACA MÂNÂSI Allâh, O Allâh´dır. O yegâne hak mâbuddur ki O´ndan başka İlâh yok, yalnız O; daima yaşayan, duran, tutan, her an bütün hilkat üzerinde hâkim, Hayy ü Kayyum ancak O´dur. Ne gaflet basar O´nu, ne uyku. Göklerde, yerde ne varsa hepsi O´nundur.<... Devamı


Peygamberlerin en üstünü

Peygamberlerin en üstünü

Peygamber efendimiz, Peygamberlerin en üstünü ve sonuncusudur. Allahü teâlânın yarattığı varlıkların en şereflisi Muhammed aleyhisselâmdır. Her şey Onun hürmetine yaratıldı. O, Allahü teâlânın resûlü, son peygamberidir. Allahü teâlâ bütün peygamberlerine ismiyle hitâb ettiği hâlde, Ona Habîbim (sevgilim) diyerek hitâb etmiştir. Nitekim Allahü teâlâ bir hadîs-i kudsîde: Sen olmasaydın, sen olmasaydın, hiçbir şeyi yaratmazdım! buyurdu. Bütün mahlûkâtı Onun şerefine yaratmıştır. Allahü teâlâ kullarına râzı olduğu ve beğendiği yolu göstermek için çeşitli kavimler... Devamı


Mübarek soyu

Mübarek soyu

Muhammed aleyhisselâmın nûru, Âdem aleyhisselâmdan itibâren temiz babalardan ve temiz analardan geçerek gelmiştir. Kurân-ı kerîmde Şuârâ sûresi 219. âyetinde meâlen; Sen, yâni senin nûrun, hep secde edenlerden dolaştırılıp, sana ulaşmıştır. buyrulmaktadır. Nitekim Peygamber efendimiz hadîs-i şerîfte; Allahü teâlâ insanları yarattı. Beni insanların en iyi kısmından vücûda getirdi. Sonra, bu kısımlarından en iyisini (Arabistanda) seçti. Beni bunlardan vücûda getirdi. Sonra evlerden, âilelerden en iyisini seçip, beni bunlardan meydana getirdi. O hâlde, benim rûhum ve cesedi... Devamı


Doğumu

Doğumu Muhammed aleyhisselâm Hicretten 53 sene evvel Rebîulevvel ayının on ikinci Pazartesi gecesi sabaha karşı Mekkenin Haşimoğulları mahallesinde, Safâ Tepesi yakınında bir evde doğdu. Bu gün, Mîlâdî 571 yılına ve Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. O gün henüz güneş doğmadan âlem nûr ile doldu. Âdem aleyhisselâmdan beri babadan evlâda intikal edegelen nûr asıl sâhibine ulaştı.

Onun doğumunu annesi hazret-i Âmine şöyle anlatıyor: Doğum ânı geldiğinde heybetli bir ses işittim. Ürpermeye başladım. Sonra beyaz bir kuş gördüm, gelip kanadı ile beni sığadı. O andan sonra bendeki kork... Devamı


İsimleri ve künyeleri

İsimleri ve künyeleri Peygamber efendimizin en çok söylenilen ismi Muhammeddir. Bu isim, Kurân-ı kerîmde Âl-i İmrân sûresi 144. âyette, Ahzab sûresi 40. âyette, Fetih sûresi 29. âyette ve Muhammed sûresi 22. âyetinde olmak üzere dört defâ geçmektedir. Saf sûresi 6. âyetinde ise Îsâ aleyhisselâmın ümmetine Ahmed ismiyle haber verdiği bildirilmektedir. Kurân-ı kerîmde Muhammed ve Ahmed isminden başka, Resûl, Nebî, Şâhid, Beşîr, Nezîr, Mübeşşir, Münzîr, Dâi-i ilallah, Sirâcen Münîr, Raûf, Rahîm, Musaddık, Müzekkir, Müdessir, Abdullah, Kerîm, Hak, Mübîn, Nûr, Hâtemün-Nebiyyîn, Rahmet, Nimet, Hâ... Devamı


Çocukluğu

Çocukluğu Sevgili Peygamberimiz doğduktan sonra dokuz gün kadar annesi Âmine Hâtun tarafından emzirildi. Sonra Ebû Lehebin câriyesi Süveybe Hâtun onu günlerce emzirdi. O zaman Mekke halkının çocuklarını bir süt annesine vermeleri âdetti.

Mekkenin havası çok sıcak olduğundan, çocukları havası iyi, suyu tatlı olan civar yerlerdeki yaylalara gönderirler, çocuklar bir müddet oralarda, verildikleri süt annelerinin yanında kalırlardı. Her sene bu maksatla Mekkeye birçok süt anaları gelir, birer çocuk alıp giderlerdi. Çocukları büyütüp teslim edince de çok ücret ve hediyeler alırlardı.

... Devamı

Hac ve Umre Malzemeleri © 2009
Hac - Umre ve İslamiyet Hakkında Genel Bilgiler Sİtemizde