Namaz

Hac ve Umre Seti

1

50 ADET KABARTMALI ŞPİNGER SECCADE 20 ADET 99 LU AĞAÇ TESBİH 30 ADET 99 LU ŞEFFAF TESBİH 30 ADET 99 LU MONO TESBİH 10 ADET 33 LÜ YALDIZLI TESBİH 10 ADET 33 LÜ KESME TESBİH 20 ADET 33 LÜ AKRİLİK TESBİH 36 ADET NAMAZ TAKKESİ 10 ADET PULLU KARE ÖRTÜ 10 ADET 110 CM DESENLİ BEYAZ ÖRTÜ 10 ADET JAKARLI YAZMA 24 ADET 1.KALİTE ESANS 1 ADET İTHAL BÜYÜK ZEMZEM TAKIMI(6bardak-1sürahi-1tepsi) 1 ADET İTHAL TAŞLI HURMA TASI 1 ADET KULPLU GONDOL HURMA TASI 12 ADET PASTEL SÜRME 50 ADET TAŞLI ERKEK YÜZÜK 100 ADET ALYANS... Devamı


Hz. İBRÂHİM (a.s)

 

Kur´an-ı Kerim´de Allahu Teâlâ´nın "Halil" dost diye nitelediği ulu´l-azm mertebesinde olan peygamber.

Nuh (a.s)´un çocukları ve torunları, önce Irak´a yerleşmiş ve Fırat nehrinin yakın bir yerinde Babil şehrini kurmuşlardı. Daha sonra, burada yerleşmiş olanlardan bir grup ayrılıp Dicle kıyısında -bugün Musul şehrinin civarında- Ninova şehrini inşâ etmişlerdi. Babil´deki halkın yerlileri olan Nabt kavmi, Süryânî dilini konuşmakta olup Babil şehrini de başkent yapmışlardı. Ninova´da ortaya çıkan Asur devletinde ise başkent Ninova olup, Babil´i hâkimiyetleri altına almıştı. Bi... Devamı


HZ. İSMAİL (a.s)

Kur´an-ı Kerîm´de adı zikredilen peygamberlerden. Kendisine "Allah´ın kurbanı" anlamına "Zebihatullah" da denir. Hz. İbrahim´in Hacer´den olan büyük oğludur. Kur´an´da on iki yerde ismi zikredilmekte ve aynı zamanda kendisine vahiy indiği bildirilmektedir (el-Bakara, 2/136; Âlu İmran, 3/84; en-Nisa, 4/163). Hz. İsmail (a.s)´ın bir Resul ve Nebi olduğu, ümmetine Allah´ın emirlerinden olan namaz, zekât gibi emirleri bildirdiği anlatılmaktadır. Aynı şekilde Hz. İbrahim ve Hz. İshak ile birlikte Hz. Ya´kub (a.s)´ın ecdadından birisi olduğu (el-Bakara, 2/133) ve İsmail (a.s)´ın babası İbrahim (a... Devamı


Hz. MÛSA (a.s)

 

Allah Teâlâ´nın, dört büyük kitaptan biri olan Tevrat´ı verdiği ve yeryüzünde dinini tebliğ edip, hakim kılması için gönderdiği Ulu´l-Azm* peygamberlerden biri. Hz. İbrahim (a.s)´in soyundan olup, İsrailoğullarının akidelerini islah etmek ve onları Allah Teâlâ´nın dilediği nizama kavuşturmakla görevlendirilmişti. Küfürle mücadelesi Kur´ân-ı Kerim´de uzun uzun anlatılmaktadır.

Hz. Adem (a.s)´den, Rasulullah (s.a.s)´e kadar pek çok peygamber gelmiştir. Bu peygamberler, gönderildikleri kavimleri, Allah Teâlâ´ya iman etmeye çağırmışlar; bu yolda kâfirlerle savaşmışlar, yaşadıkla... Devamı


Hz. DAVUD (a.s.)

 

Kur´ân-ı Kerim´de adı geçen İsrailoğulları peygamberlerinden biri.

Yahuda kabilesinden İsa (Yasa)´nın sekizinci oğludur.

İnsanoğlu yoldan çıkıp da bataklığa düştükçe, yüce Allah, onlara peygamberler göndermiştir. Onlar bu peygamberler vasıtasıyla uyarılmıştır. İsrailoğullarına da peygamberler gönderilmiştir. Onlar, umumiyetle bu peygamberlere isyan hatta ihanet etmişlerdir.

Hz. Musa´nın vefatından sonra, yine İsrailoğulları isyanın karanlığına daldılar. Azgınlık yaparak Hz. Musa´nın Allah´tan getirdiği akîdeyi terk etmeye başladılar. Cenâb-ı Allah, onların üzer... Devamı


Hz. ZEKERİYYA (a.s)

 

Kur´ân´da adı gelen peygamberlerden biri. Soyu Dâvud (a.s)´a dayanmaktadır. Kur´ân´da anılan duâlarından (Meryem, 16/6) anlaşıldığına göre, soyu daha sonra Yâkub (a.s)´a varmaktadır (el-Kurtubî, Ahkâmu´l-Kur´ân, Kahire 1967, XI, 82; er-Razî, Mefâtihu´l-Gayb, Mısır 1937, V, 769).

Zekeriyya (a.s) İsrâiloğullarının peygamberi olduğu gibi, aynı zamanda onların bilgini, reisi ve müşaviri yani danışmanı idi (es-Sa´l-ebî, el-Arais, 1951, 372).

Onun hakkında çeşitli âyet ve hadisler vardır. Ebû Hureyre´nin naklettiğine göre, Hz. Muhammed (s.a.s);" "Zekeriyya (a.s) marangoz id... Devamı


Hz. YAHYA (a.s)

 

Kur´an´da adı geçen peygamberlerden biri. Yüce Allah tarafından, Kur´an´da: "Ey Zekeriyya! Sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik" (Meryem, 19/7) ayeti ile haber verildiğine göre; Yahya (a.s.), Zekeriya (a.s)´ın oğlu idi. Kendisine Yahya adı da, Allah tarafından verilmişti.

Yahya (a.s)´nın yüzü güzel, kaşları çatık, saçları seyrek, burnu uzun, sesi ince ve parmakları kısa idi. O, İsâ (a.s)´dan altı ay önce dünyaya gelmişti. Yani Isâ (a.s)´dan altı ay büyüktü. Dolayısıyla, Musa (a.s)´nın şeraitiyle amel eden peygamberlerin sonuncusuyd... Devamı


Hz. İSA (a.s)

 

Kur´an-ı Kerîm´de adı geçen ve İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Hz. İsa (a.s) batılı tarihçilere göre miladi yıldan dört veya beş sene kadar önce doğmuştur.

Yine batılı tarihçilere göre Hz. İsa (a.s) Romalıların elinde bulunan Yahudiye´de Romalılardan Tiberius iktidarı döneminde otuz yaşlarına doğru peygamberliğini insanlara bildirdi. Önce Celile´de sonra Kudüs´te insanları hak dine davet etti. Yahudilerin dinini ikmal onların dine kattıklarını düzeltmek için gönderilen Hz. İsa (a.s) kendisine indirilen İncil adlı kutsal kitapta bunu şöyle anlatır: "Ben yok etmeğ... Devamı


LOKMAN (LUKMAN)

 

Bir nebî veya velî olduğu ihtilâflı; ancak çoğunluğun tercihine göre hakim bir şahsiyet.

Kur´ân-ı Kerîm´de Lokman adı iki yerde geçer (Lokman, 31/12,13). Kelime, aynı zamanda Mekkî bir surenin adıdır. Bu sûrenin nüzul sebebi Kureyşlilerin Lokman´ı Hz. Peygamber (s.a.s)´e sormalarıdır.

Lokman´ın adı geçen iki ayetin meâli şöyledir: "Andolsun Biz Lokman´a Allah´a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden ise, bilsin ki Allah her şeyden müstağnîdir, övülmeye lâyık olandır. Lokman, oğluna öğüt vererek. "Yavrum, Allah´a... Devamı


Hz. MUHAMMED (s.a.s)

 

Hak din olan İslâm´ın son peygamberi (Hicretten önce 53-H.11/571-632).

Doğumu, Çocukluğu ve Gençliği:

İnsanlığı hakka ve hakikata sevkedip dünya ve ahiret saadetlerini sağlamak üzere Allah Teâlâ tarafından gönderilen peygamberlerin sonuncusu ve alemlerin rahmeti olan Peygamber Efendimiz, genellikle kabul edildiğine göre 20 Nisan (12 Rabiulevvel) 571 Pazartesi günü Mekke´de doğdu. İslâm tarihi kaynakları, Hz. Peygamber´in nesebi ta Hz. Adem´e kadar sıralanan Şecere tabloları ile belirlemişlerdir. Bu kaynaklarda Hz. Peygamber´in yirminci göbekten atası olan Adnan´a kada... Devamı


Namazın Edebî

Hz. Peygamberin bir veya iki kere yaptığı ve devam etmediği şeye edep, mendup veya müstehap denir. Rüku ve secdede tespihlerin üçten fazla yapılması, sünnet olan okuyuştan fazla kıraatte bulunulması gibi. Edepler sünnetleri tamamlamak için meşru kılınmıştır. Hanefilere göre namazın edepleri şunlardır (bk. Buhari, Salat, 9; Ebû Davud, 106,107).

1) Erkeklerin iki avuçlarını iftitah tekbiri alırken yenlerinin içinden çıkarması menduptur. Bu durum da tevazua daha yakındır. Ancak soğuk gibi zaruret hali müstesnadır. Kadınlar ise kollarının açılmamsı için ellerini elbisenin altından kaldır... Devamı


Abdestin Adabı

xc17

Abdestin Adabı

1) Namaz vakti girmeden abdest alıp namaza hazır olmak,2) Abdest alırken kıbleye dönmek,3) Yüksek bir yere oturmak,4) Abdestte başkasından yardım istememek,5) Abdest alırken mecbur olmadıkça konuşmamak,6) Abdestte suyu israf derecesinde çok kullanmamak, suyu abdest organlarından damlamıyacak kadar da az kullanmamak,7) Abdestten sonra kıbleye karşı Kelime-i Şehadet getirmek,

... Devamı

Hastalar Nasıl Abdest Alır?

Hastalar nasıl abdest alır

Sual: Yatalak bir hasta, nasıl abdest alır, nasıl namaz kılar?CEVAPAbdest alması veya aldırtılması mümkün değilse, teyemmüm eder, namazlarını ima ile kılar. (Merakıl-felah)Sual: Abdest almama bir başkası yardım edebilir mi?CEVAPEdebilir. Hastanın çocuğu ve ücret ile tuttuğu kimse, abdest için yardıma mecburdur. Hasta başkalarından da yardım ister. Fakat, başkaları yardıma mecbur değildir. Sual: Hasta olan karı-kocanın birbirine abdest aldırması gerekir mi?CEVAPKarı-koca birbirine abdest aldırması gerekmez. Aldırırsa iyi olur.Sual: Elinde çatlak, yara veya e... Devamı


Özür sahibi ve Malikiyi taklit

Özür sahibi ve Malikiyi taklitSual: Herhangi bir şekilde abdest tutamayan kimse, nasıl hareket eder?CEVAPAbdest tutamayan kimse, özür sahibi ise, istediği zaman abdest alır. Bu abdest ile, istediği kadar farz ve nafile kılar ve Kuran-ı kerim okur. Namaz vakti çıkınca abdesti bozulmuş olur. Her namaz vakti girdikten sonra, yeni abdest alıp, bu vakit çıkıncaya kadar her ibadeti yapar. Öğleden başka dört namazdan birinin vakti girmeden önce aldığı abdest ile, bu namazı kılamaz. Çünkü, öğle namazının vakti başlarken, bir namazın vakti çıkmıyor. Özür sahiplerinin, devam eden özürleri, abdestini boz... Devamı

Misvak antiseptiktir

Misvak antiseptiktir Sual: Bazıları, (Dişlerin çürümesini önlemek için diş macunu kullanmalı, bir ağaç bir odun parçası olan misvakı kullanmamalıdır) diyorlar. Bunların iddiaları doğru mudur? CEVAPBu sözler art niyetli bir çıkıştır, bilimsel değildir. Misvakı, hatta diş macunlarının özelliğini bile bilmeyen sıradan kimselerin söylediği sözdür. Erak ağacından yapılan misvak, diğer ağaç dallarından farklıdır, güzel bir rayihası ve antiseptik özelliği vardır. Diş macunlarının zararlı olduğu meşhur yabancı tıp kitaplarında bile bildirilmektedir. Mesela, Larousse İllustre Medical isimli tıp k... Devamı

Mest üzerine mesh

Mest üzerine mesh Sual: Bir arkadaş "Kuranda abdest alırken ayakların meshedilmesi emrediliyor. Namaz vakitleri de üç olarak bildiriliyor. Şimdiki tatbikat yanlıştır diyor. Böyle bir şey var mı?CEVAPNamaz üç vakittir, ayaklar mesh edilir diye bir âyet yoktur. Abdest âyetinin meali şöyledir:(Ey inananlar, namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, başlarınızı meshedip topuk kemiklerine kadar ayaklarınızı yıkayın.) [Maide 6]Peygamber efendimiz senelerce abdest aldı, bir defa çıplak ayaklarına mesh ettiği vaki değildir. Mestlerine mesh ettiği ise vakidir. Bu konuda bir ç... Devamı

Resimlerle Namaz Kılınışı

Örnek olarak sabah namazının iki rek´at farzının kılınışı resimlerle anlatılmış, erkek ve kadınların farklı hareketleri belirtilmiştir. İki rek´atli bir namazdaki hareketler ile diğer namazlardaki hareketler arasında fark olmadığından onların resimlerle anlatılmasına gerek duyulmamıştır.

 [ Birinci Rek´at ]  1) Ayakların arası dört parmak açıklıkta ve parmak uçları kıbleye doğru gelecek şekilde ayakta kıbleye dönülür.

2) İkamet getirilir. (Erkekler için)

[ Niyet ] "Niyet ettim Allah rızası için bugünkü sabah namazının farzını kılmaya" diye niyet edilir.  

 [ İfti... Devamı


Namazın insana kazandırdıkları nelerdir?

Namaz, Müminin Hayatını Disipline Eder

 

Günde beş defa kılınan namaz, müminin hayatını disipline etmede büyük rol oynar. Sürekli belli vakitlerde ifa edilmesi, onu ruhen ve bedenen, maddeten ve manen disipline alıştırır. Cemaatle kılınan namazlarda özellikle imama iktida; müminleri askeri bir disipline kavuşturur. İmam "Allahu Ekber" dediğinde artık, konuşan ve Rabb´e yüksek sesle iltica eden o olur. Müminlere aynı zamanda vekalet etmiş olur. İmamın tekbirleri bir direktif halinde tüm cemaati oturtur-kaldırır. Bu açıdan cemaatte manevî, ruhî, yüksek ve yüce bir disiplin vardı... Devamı


Sübhaneke Duası

Sübhaneke duası:     Sübhânekellâhümme ve bi hamdik ve tebârakesmük ve teâlâ ceddük (ve celle senâük) ve lâ ilâhe gayrük. "

Namazlarda ayakta iken okunur.

Okunduğu yerler:

1) Her namazın ilk rek´atinde iftitah tekbirinden sonra,

2) İkindi namazının sünnetinde üçüncü rek´ate kalkınca fatihadan önce,

3) Yatsı namazının ilk sünnetinde üçüncü rek´ate kalkınca fatihadan önce,

4) Teravih namazı dört rek´atte bir selâm verilerek kılınıyorsa üçüncü rek´ate kalkıldığı zaman fatihadan önce.

5) Cenaze namazında birinci tekbirden sonra.

 

A... Devamı


Ettahıyyatü Duası

Ettahıyyatü duası:

     Ettehıyyâtü lillâhi vessalevâtü vettayyibât. Esselâmü aleyke eyyühen-Nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtüh, Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhis-Sâlihîn. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resûlüh.

Okunduğu Yerler: Namazların her oturuşunda okunur.

Anlamı: Dil ile, beden ve mal ile yapılan bütün ibadetler Allah´a dır. Ey Peygamber! Allah´ın selâmı, rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun. Selâm bizim üzerimize ve Allah´ın bütün iyi kulları üzerine olsun. Şahitlik ederim ki,Allah´tan başka tanrı yoktur. Yine şahitlik e... Devamı


Allahümme salli duası

Allahümme salli duası:

     Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ İbrâhime ve alâ âli İbrâhim. İnneke hamîdün mecîd.

Anlamı:

Allahım! Muhammed´e ve Muhammed´in ümmetine rahmet eyle; şerefini yücelt. İbrahim´e ve İbrahim´in ümmetine rahmet ettiğin gibi. Şüphesiz övülmeye lâyık yalnız sensin, şan ve şeref sahibi de sensin

masumnamaz

... Devamı

Allahümme barik duası

 Allahümme barik duası:      Allahümme barik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ İbrâhime ve alâ âli İbrâhim. İnneke hamîdün mecîd.

Anlamı:

Allahım! Muhammed´e ve Muhammed´in ümmetine hayır ve bereket ver. İbrahim´e ve İbrahim´in ümmetine verdiğin gibi. Şüphesiz övülmeye lâyık yalnız sensin, şan ve şeref sahibi de sensin.  mehmetaffan

... Devamı

Rabbenâ duası

Rabbenâ duası:

     Rabbenâ âtinâ fiddünyâ haseneten ve filâhıreti haseneten ve kınâ azâbennâr.

Anlamı:

Allahım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik, güzellik ver. Bizi ateş azabından koru. takkeliyusuf

... Devamı

Rabbenâğfirli duası:

Rabbenâğfirli duası:Rabbenağfirlî velivâlideyye velil mü´minîne yevme yekûmül hisâb

Anlamı:

Ey bizim Rabbimiz! Beni, anamı ve babamı ve bütün mü´minleri hesap gününde (herkesin sorguya çekileceği günde) bağışla.

nilecemnamaz

... Devamı

Kunut Duaları

Kunat Duası 1     Allahümme innâ neste´înüke ve nestağfirüke ve nestehdîke ve nü´minü bike ve netûbü ileyke ve netevekkelü aleyke ve nüsnî aleyke´l-hayra küllehü neşkürüke ve lâ nekfürüke ve nahle´u ve netrükü men yefcürük.

Kunat Duası 2     Allahümme iyyâke na´büdü ve leke nusallî ve nescüdü ve ileyke nes´â ve nahfidü nercû rahmeteke ve nahşâ azâbeke inne azâbeke bilküffâri mülhık.

AnlamıAllahım! Senden yardım isteriz, günahlarımızı bağışlamanı isteriz, razı olduğun şeylere hidayet etmeni isteriz. Sana inanırız, sana tevbe ederiz. Sana güveniriz. Bize verdiğin bütün nimetler... Devamı


Fatiha suresi

Fatiha suresi:      Elhamdü lillâhi rabbilâlemîn. Errahmânirrahîm. Mâliki yevmiddîn. İyyâke nabüdü ve iyyâke nesteîn. İhdinas-sırâtal müstekîm. Sırâtallezîne enamte aleyhim gayrilmagdûbi aleyhim ve leddâllîn.

MÂNÂSI

Hamd (övmek, övülmek); O, âlemlerin Rabbi, O Rahmân, Rahîm, O, âhiret gününün mâliki Allâh´ın (hakkı) dır. O´na mahsustur. İlâhi! Yalnız Sana ibâdet ve kulluk ederiz, sade Sen´den yardım dileriz. Bizi doğru yola hidâyet eyle. Kendilerine bol bol nîmet verdiğin bahtiyarların yoluna, ki onlar ne azıp sapmış, ne de gazabına uğramışlardır. (Duâmızı kabul eyle Allâh´ı... Devamı


Fil Suresi

Fil Suresi:      Elem tera keyfe feale rabbüke bieshâbilfîl. Elem yecal keydehüm fî tadlîl. Ve ersele aleyhim tayran ebâbîl. Termîhim bihicâratin min siccîl. Fecealehüm keasfin mekûl.

MÂNÂSI Görmedin mi, nasıl etti Rabbın Fil sahiplerine? Fendlerini, tedbirlerini (kötü düşüncelerini) bozup büsbütün perişan kılmadı mı? Üzerlerine sert taşlarla atış eden, sürü sürü kuşlar saldı da, hemen onları bir yenik hasıl (güve yiyip tanesiz kalmış ekin yaprağı, saman) gibi kılıverdi.

Tefsir - Bu sûre, büyük bir olayı hatırlatmaktadır. Mîlâdın (570)´nci senelerinde Habeşistan´ın Yemen Vâli... Devamı


Kureyş Sûresi

Kureyş Sûresi:      Liîlâfi Kureyşin. Îlâfihim rihleteşşitâi vessayf. Felyabüdû rabbe hâzelbeyt. Ellezî etamehüm min cûin ve âmenehüm min havf.

MÂNÂSI

Kureyş´in birbirleriyle veya başkalariyle andlaşması, anlaşması için; hele yaz ve kış seferlerine (faydalandıkları) andlaşması için, onlar (Kureyş) bundan böyle bu evin (Kâbe´nin) sahibine (Allâh´a) ibâdet etsinler; - O (sahip) ki, onları büyük bir açlıktan kurtardı ve müthiş bir korkudan emin kıldı.

Tefsir - Kureyş, Arapların en asîl kabilesi ve Hazret-i Peygamber Efendimiz de bu kabileden idi. Kâbe´yi gözetleyip koruy... Devamı


Maun Suresi

 Maun Suresi:

     Era eytellezî yükezzibü biddîn. Fezâlikellezî, yeduulyetîm ve lâ yehuddu alâ taâmilmiskîn. Feveylün lilmusallîn. Ellezîne hüm an salâtihim sâhûn. El-lezîne hüm yürâûne. Ve yemneûnelmâûn.

MÂNÂSI

Gördün mü o, dîne (ceza gününe ve âhirete) inanmayanı? İşte hak dîne ve ceza gününe inanmayan, o kimsedir ki: Öksüzü itip kakar, çâresizin ve yoksulun yiyeceğine dair teşvikte bulunmaz; ne kendisi doyurur, ne de başkalarının doyurması için kayırır. Vay o namaz kılanların haline ki, onlar namazlarını gereği gibi ciddî bir vazife olarak yapmazlar. Onlar ki göst... Devamı


Kevser Suresi

Kevser Suresi:      İnnâ etaynâkelkevser. Fesalli lirabbike venhar. İnne şânieke hüvelebter.

Analamı:Biz verdik sana (Yâ Muhammed) hakikatte Kevser. Sen de Rabbın için namaz kıl ve kurban da kesiver. Doğrusu, asıl ebter sana buğz eden (hınç besleyen, diş bileyen) in kendisidir.

Tefsir - Kur´ân´da lâfız bakımından en kısa, mânâ cihetinden çok geniş sûre budur. Mekke´de nazil olmuştur. Müslümanlar ilk devirlerinde hem azlık, hem de fakir idiler. Peygamber Efendimizin erkek çocukları da o sıralarda ölmüştü. Arap putperestleri bunları Müslümanlık için birer kusur sayarak onlarla a... Devamı


Kafirun Suresi

 Kafirun Suresi:      Kul yâ eyyühelkâfirûn. Lâ abüdü mâ tabüdûn. Ve lâ entüm âbidûne mâ abüd. Ve lâ ene âbidün mâ abedtüm. Ve lâ entüm âbidûne mâ abüd. Leküm dînüküm veliye dîn. MÂNÂSI De ki: Ey kâfirler! Tapmam o taptıklarınıza. Siz de tapanlardan değilsiniz benim Mabudum (Allah)´a. Hem ben tapıcı değilim sizin taptıklarınıza. Hem de siz tapıcı değilsiniz benim ibâdet ettiğim (Allah)´a. Size dîniniz, bana da dînim.

Tefsir - Bu sûreye, Kâfirûn Sûresi denir. "De ki" buyruğu, Peygamberimizedir. Mekke devrinde nâzil olmuştur. Peygamber Efendimiz Allâh´tan aldığı buyrukları, çok yumuşak... Devamı


Nasr Suresi

Nasr Suresi:      İzâ câe nasrullahi velfeth. Ve raeytennâse yedhulûne fî dînillâhi efvâcâ. Fesebbih bihamdi rabbike vestagfirh, İnnehü kâne tevvâbâ.

 MÂNÂSI Allâh´ın (vaad eylediği) yardımı geldiği ve zafer kazanıldığı (Mekke´nin fethi ile İslâm´a fütûhat kapılarının açıldığı); ve insanların fevç fevç, küme küme Allâh´ın dînine girdiklerini gördüğün zaman artık Rabbını överek şanını yücelt ve Allâh´tan mağfiret iste. Çünkü O, tövbe ile kendisine dönenleri kabul eder.

Tefsir - Müslümanlar ilk devirlerinde hem az, hem fakir idiler. Düşmanların sayıları, kuvvet ve kudretleri ise... Devamı


Tebbet Suresi

Tebbet Suresi:

     Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebbe. Mâ agnâ anhü mâlühû ve mâ keseb. Seyaslâ nâren zâte leheb. Vemraetühû hammâletelhatab. Fî cîdihâ hablün min mesed.

MÂNÂSIEbû Leheb´in iki eli kurudu, kendisi de (helâk oldu!). Ne malı fayda verdi ona, ne de kazandığı. O, (dünyada benzeri görülmemiş) bir alevli ateşe yaslanacak. Gerdanında hurma liflerinden bükülmüş bir iple odun taşıyan karısı da!

Tefsir - Bu sûrede bahis konusu Ebû Leheb, Peygamberimizin öz amcasıdır. Fakat ne yazık ki bu, İslâm´ın en azılı düşmanlarından idi. Peygamber Efendimiz, yakınlarını İslâ... Devamı


İhlas Suresi

İhlas Suresi:      Kul hüvallâhü ehad. Allâhüssamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad. MÂNÂSIDe ki: O, Allah, birdir. Allah, her yönden eksiksizdir ve her dileğin merciidir, her şey kendisine muhtâc olan Şanlı, Uludur. O, doğurmadı ve doğurulmadı. O´na hiçbir şey denk de olmadı.

Tefsir - Bu sûreye "İhlâs" ve "Kul Hüva´llâhü Ehad" Sûresi denir. Bu sûre, Müslümanlığın temeli olan "Allâh´ın biriği" akidesini en güzel ve en açık bir şekilde beyan eder ve Allâhu Teâlâ´yı herkesin anlıyacağı bir surette anlatır. İslâm îtikadına aykırı olan bozuk itikatları da apaçık a... Devamı


Felak Suresi

Felak Suresi:      Kul eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri gâsikn izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti filukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.

MÂNÂSI

De ki: Yaratılmışların şerrinden, karanlık çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfleyenlerin şerrinden ve haset edenin, içindeki hasedini dışarıya vurduğu vakit, şerrinden; şafak aydınlığının Rabbine (Allâh´a) sığınırım.

Tefsir - Felâk Sûresi bize dört şeyden korunması ve bunların şerrinden Allâh´a sığınmayı tâlim ve emrediyor:

1- Yaratılmış ve dünyada mevcut olan herhangi bir şeyden, herhangi ... Devamı


Nas Suresi

 Nas Suresi:      Kul eûzü birabbinnâsi. Melikinnâsi. İlâhinnâs. Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi. Minelcinneti vennâs. MÂNÂSI "De ki: Sığınırım Rabb´ına nâsın. Melikine nâsın. İlâhına nâsın; şerrinden o sinsi vesvâsın. Ki, fiskos eder sinelerinde (1) nâsın; gerek cinden (olsun o sinsi) gerekse insden."

Tefsir- Bundan evvelki, sûre her şeyin, gece ve gündüz, her zaman insana ârız olabilecek açık şerlerinden Allâh´a sığınmak lâzım olduğunu bildiriyordu. Bu sûrede ise, gözle görülmeyen, elle tutulmayan gizli şerlerden ve gizli kuvvetlerden de korunmak ve Allâh´... Devamı


Ayetu l-Kursi

Ayetu´l-Kursi

Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm Lâ tehuzühû sinetün ve lâ nevm Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil erd Menzellezî yeşfeu indehû illâ biiznihi yalemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîtûne bişeyin min ilmihî illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel erd Velâ yeûdühü hıfzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm

    KISACA MÂNÂSI Allâh, O Allâh´dır. O yegâne hak mâbuddur ki O´ndan başka İlâh yok, yalnız O; daima yaşayan, duran, tutan, her an bütün hilkat üzerinde hâkim, Hayy ü Kayyum ancak O´dur. Ne gaflet basar O´nu, ne uyku. Göklerde, yerde ne varsa hepsi O´nundur.<... Devamı


Mekke devri

Mekke devri Muhammed aleyhisselâm vahyin bir müddet kesilmesinden sonra yine Hira Dağına çıkmıştı. Dağdan aşağı inerken bir ses duydu. Başını kaldırıp baktığında Cebrâil aleyhisselâmı gördü. Mübârek kalbi çarparak ve ürpererek evine dönüp; Beni örtünüz. dedi ve örtündü. Bu sırada Cebrâil aleyhisselâm Müddessir sûresinin; Ey örtüye bürünen (Muhammed aleyhisselâm)! Kalk da (kâfirleri Allahü teâlânın azâbı ile) korkut. Rabbini tekbir et, tâzim et! Giydiklerini temiz tut! Haram edeceğim şeylerden sakın! Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma! Rabin için sabret! Sûra üfürüldüğü zaman kâfirlere ... Devamı


Medîne devri

Medîne devri Muhammed aleyhisselâmın ve Eshâb-ı kirâmın Medîneye hicretiyle Müslümanlar için yeni bir devir başlamış oldu. Resûlullah efendimizin Mekkeden Medîneye hicret etmekte olduğu işitilince, hâdise Medînede büyük bir sevinçle karşılandı. Müslümanlar onu karşılamak için yollara düştüler. Sevgili Peygamberimiz Kubâya gelince orada ilk mescidi yaptırdı. Kubâda 10 gün kaldıktan sonra Medîneye hareket ettiler. Cumâ günü Rânuna Vâdisinden geçerken öğle olmuştu. Peygamberimiz cumâ namazının farz olduğunu bildirdi ve orada ilk cumâ namazını kıldırdı. Medîneye varınca görülmemiş bir sevgi ve ... Devamı


Vefâtı

Vefâtı Peygamberimiz Vedâ Haccında Minada bulunduğu sırada; Allahın yardımı ve zafer günü gelip insanların Allahın dînine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek, tesbîh et! Ondan af dile! Çünkü O, tövbeleri dâimâ kabul eder. meâlindeki en son nâzil olan Nasr sûresi indiğinde Peygamber efendimiz kızı hazret-i Fâtımâyı çağırıp; Bana kendi vefâtım haber verildi. buyurdu. Bunun üzerine ağlamaya başlayan Fâtımâya; Ağlama, zîrâ benim ehlimden bana ilk kavuşan sen olacaksın. buyurdu.

Cebrâil aleyhisselâm Peygamber efendimize her sene o zamâna kadar nâzil olan âyetleri okumak üzere s... Devamı


Ömer-ül Faruk

Ömer-ül Faruk Adâletin timsâli ikinci büyük halîfe.

Hazret-i Hamzanın Müslüman olması üzerine, Mekkeli müşriklerin telâş ve endîşeleri had safhaya varmıştı. Çünkü parmakla gösterilen kahramanlardan biri de Müslüman olmuş, Resûlullahın saflarında yer almıştı. Bu beklenmedik hâdise, müşrikleri, büsbütün çileden çıkardı. Hazret-i Ömer bu sırada daha Müslüman olmamıştı. Bir gün, Resûlullah efendimizi, gördüğü yerde öldürmek niyetiyle evinden çıktı. Sevgili Peygamberimizi Mescid-i Harâmda namaz kılarken buldu ve namazın bitmesini isteyerek, dinlemeye başladı. Habîb-i ekrem efendimiz, El-H... Devamı


Osman-ı Zinnureyn

Osman-ı Zinnureyn

Meleklerin bile hayâ ettiği halîfe.

Hazret-i Osman, Müslüman olmadan önce ticâretle uğraşırdı. Zengin bir tüccârdı. Cemiyette, sevilen, sayılan bir kimseydi. İtibârı yüksek idi. Hazret-i Ebû Bekirin de arkadaşı, yakın dostu idi. Önemli işlerinde ona danışır, onun fikrini alırdı. Câhiliye devrinin pisliklerine bulaşmadı.

Peygamber kızı olsa gerekMüslüman olmasını şöyle anlatır: Benim firâset sahibi olan bir teyzem vardı. Hastalandığında ziyâretine gitmiştim. Bana dedi ki: - Yâ Osman! Sen öyle biri ile evleneceksin ki, ne o senden önce bir erkek görmüş ... Devamı


Zübeyr Bin Avvâm

Zübeyr Bin Avvâm

Cennetle müjdelenenlerden.

Hazret-i Zübeyr, Peygamber efendimizin halası olan Hazret-i Safiyyenin oğludur. İlk Müslümanlardandır. Cennetle müjdelenen on kişiden biridir.

Îmân ettiği vakit, amcası çok kızmıştı. Dinden dönmesi için, kendisini ateşe sokup çıkartıyordu. Amcasının, "Daha fazla inat etme, atalarının dînine dön" teklifine karşı diyordu ki: - Aslâ küfre dönmem! Allah birdir. Fayda veya zararı olmayan putlara tapmam. Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah.

Böylece, yapılan bütün işkencelere büyük bir sabır ve metânet gösteriyordu.

<... Devamı

Abdurrahman Bin Avf

Abdurrahman Bin Avf

Cennetle müjdelenen on sahâbîden biri.

Abdurrahman bin Avf, ticâretle meşgul olurdu. Bu sebeple çeşitli yerlere ticâret için giderdi. Şöyle anlatır: Peygamber efendimize peygamberlik emri bildirilmeden bir yıl önce, ticâret için Yemen´e gittiğim zaman, Askelân bin Avâkir-ül-Himyerî´ye misâfir olmuştum. O zât, çok yaşlı idi ve ona her varışımda ona konuk olurdum. O da bana Mekke´den haber sorarak derdi ki: - İçinizde kendisi hakkında haber ve zikir bulunan zât zuhûr etti mi? Dîniniz hakkında size karşı olan bir kimse var mı? Ben de hep, "hayır, yoktur" derd... Devamı


Sa d Bin Ebî Vakkâs

Sad Bin Ebî Vakkâs

Resûlullahın okçusu.

Sad bin Ebî Vakkâs hazretleri, Hazret-i Ebû Bekir vâsıtasıyla Müslüman olmuş, Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden bir zâttır. İlk Müslümanların yedincisidir. Müslüman olması şöyle oldu:

Onyedi yaşında idi. Bir gece değişik bir rüyâ gördü. Rüyâsında kendisini zifirî bir karanlıkta gördü. Çâresiz bir hâldeyken, birden ortalık aydınlanmaya başladı. Sonra nûr saçan bir ay doğdu.

Seni de aramıza alalım Ayın doğduğu tarafa doğru ilerlemeye başladı. Bir müddet ilerledikten sonra, birkaç kişi gördü. Dikkatlice baktığında, önlerinde Hazr... Devamı


Fatıma-tüz-zehra

Fatıma-tüz-zehra

Peygamberimizin en sevgili kerimesi.

Hazret-i Fâtıma, hicretten onüç sene önce, Mekke´de doğmuştu. Küçük yaşına rağmen, Peygamber efendimize yardım ediyor ve Kureyş kâfirlerinin işkencelerine karşı geliyordu.

Abdullah ibni Mesûd der ki: Resulullah efendimizin Kureyşe bedduâ ettiğini asla işitmedim. Yalnız birgün, Kâbe-i şerif yanında namaz kılıyordu. Ebu Cehil, kendi adamlarıyla bir yerde oturuyorlardı. O sırada bir kimse gelip, ölmüş bir deve işkembesini oraya bıraktı. Ebu Cehil dedi ki: - Bu kan ile bulaşmış işkembeyi, kim götürüp, Muhammed secdeye i... Devamı


Abbâs Bin Abdülmuttalib

Abbâs Bin Abdülmuttalib

Peygamberimizin amcası.

Hazret-i Abbâs, gençlik zamanında, ticâretle uğraştı ve çok zengin oldu. Kardeşlerinin içinde en zengini oydu. Abisi Ebû Tâlibin ise mâli durumu çok kötü idi. Resûlullah efendimizin teklîfi ile Ebû Tâlibin oğlu Ukaylin yetişmesine yardımcı oldu ve abisinin yükünü hafifletti.

Resûlullah efendimiz, İslâmiyeti anlatmaya başlayınca, Hazret-i Abbâs muhâlefet etmeyip, akrabâlık şefkatinden dolayı, Peygamber efendimize yardımda bulundu ve destek oldu.

Biz Onu koruduk Müslüman olmadığı hâlde, Akabe bîatında Peygamber efend... Devamı


Abdullah Bin Abbâs

Abdullah Bin Abbâs

Tefsîr âlimlerinin şâhı.

Resûlullah efendimiz Mekkede iken, Abdullah ibni Abbâsın annesine buyurmuştu ki: - Senin bir oğlun olacak. Doğduğu zaman bana getir!

Çocuğu getirdiklerinde, kulağına ezân ve ikâmet okuyup, ismini Abdullah koydular. Allahım! Onu dinde fakîh kıl ve kitabını ona öğret diyerek duâ ettiler. Sonra annesinin kucağına verip buyurdular ki: - Halîfelerin babasını al, götür!

Abbâs bunu işitip, bu durumu Peygamber efendimize gelip sorunca, Evet, böyle söyledim. Bu çocuk halîfelerin babasıdır buyurdu.

Hepsi onun soyundan old... Devamı


Abdullah Bin Amr Bin Âs

Abdullah Bin Amr Bin Âs

Hadîs-i şerîf yazması ile meşhûr sahâbî.

Abdullah bin Amr, Bedir ve Uhud harbinden başka bütün harplere katılıp, Peygamber efendimizin yanında bulundu. İlk iki harbe yaşı küçük olduğu için katılamamıştır. Katıldığı savaşlara süvâri olarak katıldı. Ayrıca harbe gidecek askerleri tâlim ile, onları savaşa hazırlamak gibi mühim vazîfelerde bulundu. Birçok harbe kumandan olarak katıldı.

Askerlere binek temin et! Abdullah bin Amr hazretleri, kumandanlığı ile ilgili bir husûsu, kendisi şöyle anlatır: Resûl-i ekrem efendimiz, yanımda bulunan develere as... Devamı


Abdullah Bin Hanzala

Abdullah Bin Hanzala

Meleklerin Yıkadığı Sahâbînın Oğlu.

Abdullah bin Hanzala hazretleri, Eshâb-i kirâmdan, şehâdeti ile meşhûrdur. Babası da, Eshâbdan olup, (Gasîl-ül-melâike) Meleklerin yıkadığı Sahâbî lakabıyla tanınmıştır. Annesi Cemile binti Abdullahtır.

Babası Hanzala, Uhud vakası gecesi evlenmiş, ertesi gün Uhudda şehîd olmuştur. Hazret-i Abdullah, Peygamber efendimizin vefâtında yedi yaşında idi ve Peygamberimizi görüp, gönüllere şifâ olan sohbetine kavuşmuştur.

Rüyâda gördüm Hazret-i Abdullah, 682 senesinde, Hara savaşında Zilhiccenin bitmesine üç gün k... Devamı


Hac ve Umre Malzemeleri © 2009
Hac - Umre ve İslamiyet Hakkında Genel Bilgiler Sİtemizde