Süre

Hz. NÛH (a.s)

 

Allah Teâlâ´ya ibadeti terkedip, tapınmak için kendilerine putlar edinen ve böylece yeryüzünde ilk defa fesada uğrayan bir kavmi tevhid akidesine döndürmek için gönderilen peygamber. "Ulul-Azm" peygamberlerin ilki olan Nûh (a.s)´ın, kavmini tevhide döndürmek için verdiği mücadele, Kur´an-ı Kerim´de uzunca zikredilmektedir. Adı, kırk üç ayrı yerde zikredilen Nûh (a.s)´ın kıssası, şu surelerde mufassal olarak ele alınmıştır: el-A´raf, Hûd, el-Müminûn, eş-Şuârâ, el-Kamer ve kendi adıyla adlandırılmış olan, Nûh suresi.

Nûh (a.s), Adem (a.s)´dan yaklaşık olarak bin sene sonra gön... Devamı


Hz. İBRÂHİM (a.s)

 

Kur´an-ı Kerim´de Allahu Teâlâ´nın "Halil" dost diye nitelediği ulu´l-azm mertebesinde olan peygamber.

Nuh (a.s)´un çocukları ve torunları, önce Irak´a yerleşmiş ve Fırat nehrinin yakın bir yerinde Babil şehrini kurmuşlardı. Daha sonra, burada yerleşmiş olanlardan bir grup ayrılıp Dicle kıyısında -bugün Musul şehrinin civarında- Ninova şehrini inşâ etmişlerdi. Babil´deki halkın yerlileri olan Nabt kavmi, Süryânî dilini konuşmakta olup Babil şehrini de başkent yapmışlardı. Ninova´da ortaya çıkan Asur devletinde ise başkent Ninova olup, Babil´i hâkimiyetleri altına almıştı. Bi... Devamı


Hz. LÛT (a.s)

 

Kur´ân-ı Kerim´de geçen peygamberlerden biri Lût (a.s) ile birlikte Hz. İbrahim´in kardeşi Hârân´ın oğludur. Lût (a.s), İbrahim (a.s) ile birlikte Harran´dan Filistin´e göç etti. Burada kıtlık baş gösterince Lût ve İbrahim (a.s.) beraberce Mısır´a gittiler. Bir süre sonra Mısır kralının verdiği mal ve sürüleri yanlarına alarak birlikte tekrar Filistin´e döndüler. Zamanla yerleştikleri bölge, sürülerini almaz oldu. Hz. Lût bunun üzerine, amcası İbrahim (a.s.)´ın bölgesinden ayrılıp Sedom şehrine yerleşti. Daha sonra bu şehre peygamber olarak gönderildi. Sedomlular bozuk ahlâklı, köt... Devamı


YÛSUF (a.s)

 

Kuran´da ismi geçen Beni İsrail peygamberlerinden biri.

Hz. Yûsuf Kurân´da adı geçen peygamberlerden birisi olup, Yakub Peygamber´in oğludur. Nesebi Hz. İbrahim´e kadar varır (Kamil Miras, Tecrid Tercemesi, IX, 139).

Kur´ân-ı Kerîm´de kendi adını taşıyan bir sûre vardır. Tamamı 111 âyet olan bu sûrenin 98 âyeti (4-101) Hz. Yûsuf´tan bahseder. Bu âyetlerde anlatıldığına göre Hz. Yûsuf´un hayat hikâyesi özetle şöyledir:

Hz. Yûsuf´un on bir tane erkek kardeşi vardı. Yûsuf fevkalâde güzel ve son derece zekî idi. Babaları Hz. Yakub en çok Yûsuf´u seviyordu. Bu sevgi... Devamı


Hz. YÛNUS (a.s)

 

Adı Kur´ân´da geçen peygamberlerden biri.

Soyu, Bünyamin vasıtasıyla Ya´kûb (a.s)´a ve onun vasıtasıyla de İbrâhim (a.s)´a dayanmaktadır. Bazı alimlerin naklettiğine göre, İsa (a.s) annesinin adıyla İsa b. Meryem diye anıldığı gibi, Yûnus (a.s) da annesinin adıyla Yûnus b. Matta diye anılmaktadır. (İbn Sa´d, Tabakatü´l-Kübra, Beyrut 1957, I, 55). Buhârî´nin verdiği bilgiye göre ise, bu görüş yanlıştır. Aslında Matta, Yûnus (a.s)´ın annesinin değil, babasının adıdır. Yani Yûnus (a.s), Yûnûs b. Matta diye anılınca, babasının adıyla anılmış olur (ez-Zebîdî, Sahihi Buhârî Muhtas... Devamı


Hz. MUHAMMED (s.a.s)

 

Hak din olan İslâm´ın son peygamberi (Hicretten önce 53-H.11/571-632).

Doğumu, Çocukluğu ve Gençliği:

İnsanlığı hakka ve hakikata sevkedip dünya ve ahiret saadetlerini sağlamak üzere Allah Teâlâ tarafından gönderilen peygamberlerin sonuncusu ve alemlerin rahmeti olan Peygamber Efendimiz, genellikle kabul edildiğine göre 20 Nisan (12 Rabiulevvel) 571 Pazartesi günü Mekke´de doğdu. İslâm tarihi kaynakları, Hz. Peygamber´in nesebi ta Hz. Adem´e kadar sıralanan Şecere tabloları ile belirlemişlerdir. Bu kaynaklarda Hz. Peygamber´in yirminci göbekten atası olan Adnan´a kada... Devamı


Hastalar Nasıl Abdest Alır?

Hastalar nasıl abdest alır

Sual: Yatalak bir hasta, nasıl abdest alır, nasıl namaz kılar?CEVAPAbdest alması veya aldırtılması mümkün değilse, teyemmüm eder, namazlarını ima ile kılar. (Merakıl-felah)Sual: Abdest almama bir başkası yardım edebilir mi?CEVAPEdebilir. Hastanın çocuğu ve ücret ile tuttuğu kimse, abdest için yardıma mecburdur. Hasta başkalarından da yardım ister. Fakat, başkaları yardıma mecbur değildir. Sual: Hasta olan karı-kocanın birbirine abdest aldırması gerekir mi?CEVAPKarı-koca birbirine abdest aldırması gerekmez. Aldırırsa iyi olur.Sual: Elinde çatlak, yara veya e... Devamı


Özür sahibi ve Malikiyi taklit

Özür sahibi ve Malikiyi taklitSual: Herhangi bir şekilde abdest tutamayan kimse, nasıl hareket eder?CEVAPAbdest tutamayan kimse, özür sahibi ise, istediği zaman abdest alır. Bu abdest ile, istediği kadar farz ve nafile kılar ve Kuran-ı kerim okur. Namaz vakti çıkınca abdesti bozulmuş olur. Her namaz vakti girdikten sonra, yeni abdest alıp, bu vakit çıkıncaya kadar her ibadeti yapar. Öğleden başka dört namazdan birinin vakti girmeden önce aldığı abdest ile, bu namazı kılamaz. Çünkü, öğle namazının vakti başlarken, bir namazın vakti çıkmıyor. Özür sahiplerinin, devam eden özürleri, abdestini boz... Devamı

Sübhaneke Duası

Sübhaneke duası:     Sübhânekellâhümme ve bi hamdik ve tebârakesmük ve teâlâ ceddük (ve celle senâük) ve lâ ilâhe gayrük. "

Namazlarda ayakta iken okunur.

Okunduğu yerler:

1) Her namazın ilk rek´atinde iftitah tekbirinden sonra,

2) İkindi namazının sünnetinde üçüncü rek´ate kalkınca fatihadan önce,

3) Yatsı namazının ilk sünnetinde üçüncü rek´ate kalkınca fatihadan önce,

4) Teravih namazı dört rek´atte bir selâm verilerek kılınıyorsa üçüncü rek´ate kalkıldığı zaman fatihadan önce.

5) Cenaze namazında birinci tekbirden sonra.

 

A... Devamı


Ettahıyyatü Duası

Ettahıyyatü duası:

     Ettehıyyâtü lillâhi vessalevâtü vettayyibât. Esselâmü aleyke eyyühen-Nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtüh, Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhis-Sâlihîn. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resûlüh.

Okunduğu Yerler: Namazların her oturuşunda okunur.

Anlamı: Dil ile, beden ve mal ile yapılan bütün ibadetler Allah´a dır. Ey Peygamber! Allah´ın selâmı, rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun. Selâm bizim üzerimize ve Allah´ın bütün iyi kulları üzerine olsun. Şahitlik ederim ki,Allah´tan başka tanrı yoktur. Yine şahitlik e... Devamı


Allahümme salli duası

Allahümme salli duası:

     Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ İbrâhime ve alâ âli İbrâhim. İnneke hamîdün mecîd.

Anlamı:

Allahım! Muhammed´e ve Muhammed´in ümmetine rahmet eyle; şerefini yücelt. İbrahim´e ve İbrahim´in ümmetine rahmet ettiğin gibi. Şüphesiz övülmeye lâyık yalnız sensin, şan ve şeref sahibi de sensin

masumnamaz

... Devamı

Allahümme barik duası

 Allahümme barik duası:      Allahümme barik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ İbrâhime ve alâ âli İbrâhim. İnneke hamîdün mecîd.

Anlamı:

Allahım! Muhammed´e ve Muhammed´in ümmetine hayır ve bereket ver. İbrahim´e ve İbrahim´in ümmetine verdiğin gibi. Şüphesiz övülmeye lâyık yalnız sensin, şan ve şeref sahibi de sensin.  mehmetaffan

... Devamı

Rabbenâ duası

Rabbenâ duası:

     Rabbenâ âtinâ fiddünyâ haseneten ve filâhıreti haseneten ve kınâ azâbennâr.

Anlamı:

Allahım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik, güzellik ver. Bizi ateş azabından koru. takkeliyusuf

... Devamı

Rabbenâğfirli duası:

Rabbenâğfirli duası:Rabbenağfirlî velivâlideyye velil mü´minîne yevme yekûmül hisâb

Anlamı:

Ey bizim Rabbimiz! Beni, anamı ve babamı ve bütün mü´minleri hesap gününde (herkesin sorguya çekileceği günde) bağışla.

nilecemnamaz

... Devamı

Kunut Duaları

Kunat Duası 1     Allahümme innâ neste´înüke ve nestağfirüke ve nestehdîke ve nü´minü bike ve netûbü ileyke ve netevekkelü aleyke ve nüsnî aleyke´l-hayra küllehü neşkürüke ve lâ nekfürüke ve nahle´u ve netrükü men yefcürük.

Kunat Duası 2     Allahümme iyyâke na´büdü ve leke nusallî ve nescüdü ve ileyke nes´â ve nahfidü nercû rahmeteke ve nahşâ azâbeke inne azâbeke bilküffâri mülhık.

AnlamıAllahım! Senden yardım isteriz, günahlarımızı bağışlamanı isteriz, razı olduğun şeylere hidayet etmeni isteriz. Sana inanırız, sana tevbe ederiz. Sana güveniriz. Bize verdiğin bütün nimetler... Devamı


Fatiha suresi

Fatiha suresi:      Elhamdü lillâhi rabbilâlemîn. Errahmânirrahîm. Mâliki yevmiddîn. İyyâke nabüdü ve iyyâke nesteîn. İhdinas-sırâtal müstekîm. Sırâtallezîne enamte aleyhim gayrilmagdûbi aleyhim ve leddâllîn.

MÂNÂSI

Hamd (övmek, övülmek); O, âlemlerin Rabbi, O Rahmân, Rahîm, O, âhiret gününün mâliki Allâh´ın (hakkı) dır. O´na mahsustur. İlâhi! Yalnız Sana ibâdet ve kulluk ederiz, sade Sen´den yardım dileriz. Bizi doğru yola hidâyet eyle. Kendilerine bol bol nîmet verdiğin bahtiyarların yoluna, ki onlar ne azıp sapmış, ne de gazabına uğramışlardır. (Duâmızı kabul eyle Allâh´ı... Devamı


Fil Suresi

Fil Suresi:      Elem tera keyfe feale rabbüke bieshâbilfîl. Elem yecal keydehüm fî tadlîl. Ve ersele aleyhim tayran ebâbîl. Termîhim bihicâratin min siccîl. Fecealehüm keasfin mekûl.

MÂNÂSI Görmedin mi, nasıl etti Rabbın Fil sahiplerine? Fendlerini, tedbirlerini (kötü düşüncelerini) bozup büsbütün perişan kılmadı mı? Üzerlerine sert taşlarla atış eden, sürü sürü kuşlar saldı da, hemen onları bir yenik hasıl (güve yiyip tanesiz kalmış ekin yaprağı, saman) gibi kılıverdi.

Tefsir - Bu sûre, büyük bir olayı hatırlatmaktadır. Mîlâdın (570)´nci senelerinde Habeşistan´ın Yemen Vâli... Devamı


Kureyş Sûresi

Kureyş Sûresi:      Liîlâfi Kureyşin. Îlâfihim rihleteşşitâi vessayf. Felyabüdû rabbe hâzelbeyt. Ellezî etamehüm min cûin ve âmenehüm min havf.

MÂNÂSI

Kureyş´in birbirleriyle veya başkalariyle andlaşması, anlaşması için; hele yaz ve kış seferlerine (faydalandıkları) andlaşması için, onlar (Kureyş) bundan böyle bu evin (Kâbe´nin) sahibine (Allâh´a) ibâdet etsinler; - O (sahip) ki, onları büyük bir açlıktan kurtardı ve müthiş bir korkudan emin kıldı.

Tefsir - Kureyş, Arapların en asîl kabilesi ve Hazret-i Peygamber Efendimiz de bu kabileden idi. Kâbe´yi gözetleyip koruy... Devamı


Maun Suresi

 Maun Suresi:

     Era eytellezî yükezzibü biddîn. Fezâlikellezî, yeduulyetîm ve lâ yehuddu alâ taâmilmiskîn. Feveylün lilmusallîn. Ellezîne hüm an salâtihim sâhûn. El-lezîne hüm yürâûne. Ve yemneûnelmâûn.

MÂNÂSI

Gördün mü o, dîne (ceza gününe ve âhirete) inanmayanı? İşte hak dîne ve ceza gününe inanmayan, o kimsedir ki: Öksüzü itip kakar, çâresizin ve yoksulun yiyeceğine dair teşvikte bulunmaz; ne kendisi doyurur, ne de başkalarının doyurması için kayırır. Vay o namaz kılanların haline ki, onlar namazlarını gereği gibi ciddî bir vazife olarak yapmazlar. Onlar ki göst... Devamı


Kevser Suresi

Kevser Suresi:      İnnâ etaynâkelkevser. Fesalli lirabbike venhar. İnne şânieke hüvelebter.

Analamı:Biz verdik sana (Yâ Muhammed) hakikatte Kevser. Sen de Rabbın için namaz kıl ve kurban da kesiver. Doğrusu, asıl ebter sana buğz eden (hınç besleyen, diş bileyen) in kendisidir.

Tefsir - Kur´ân´da lâfız bakımından en kısa, mânâ cihetinden çok geniş sûre budur. Mekke´de nazil olmuştur. Müslümanlar ilk devirlerinde hem azlık, hem de fakir idiler. Peygamber Efendimizin erkek çocukları da o sıralarda ölmüştü. Arap putperestleri bunları Müslümanlık için birer kusur sayarak onlarla a... Devamı


Kafirun Suresi

 Kafirun Suresi:      Kul yâ eyyühelkâfirûn. Lâ abüdü mâ tabüdûn. Ve lâ entüm âbidûne mâ abüd. Ve lâ ene âbidün mâ abedtüm. Ve lâ entüm âbidûne mâ abüd. Leküm dînüküm veliye dîn. MÂNÂSI De ki: Ey kâfirler! Tapmam o taptıklarınıza. Siz de tapanlardan değilsiniz benim Mabudum (Allah)´a. Hem ben tapıcı değilim sizin taptıklarınıza. Hem de siz tapıcı değilsiniz benim ibâdet ettiğim (Allah)´a. Size dîniniz, bana da dînim.

Tefsir - Bu sûreye, Kâfirûn Sûresi denir. "De ki" buyruğu, Peygamberimizedir. Mekke devrinde nâzil olmuştur. Peygamber Efendimiz Allâh´tan aldığı buyrukları, çok yumuşak... Devamı


Nasr Suresi

Nasr Suresi:      İzâ câe nasrullahi velfeth. Ve raeytennâse yedhulûne fî dînillâhi efvâcâ. Fesebbih bihamdi rabbike vestagfirh, İnnehü kâne tevvâbâ.

 MÂNÂSI Allâh´ın (vaad eylediği) yardımı geldiği ve zafer kazanıldığı (Mekke´nin fethi ile İslâm´a fütûhat kapılarının açıldığı); ve insanların fevç fevç, küme küme Allâh´ın dînine girdiklerini gördüğün zaman artık Rabbını överek şanını yücelt ve Allâh´tan mağfiret iste. Çünkü O, tövbe ile kendisine dönenleri kabul eder.

Tefsir - Müslümanlar ilk devirlerinde hem az, hem fakir idiler. Düşmanların sayıları, kuvvet ve kudretleri ise... Devamı


Tebbet Suresi

Tebbet Suresi:

     Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebbe. Mâ agnâ anhü mâlühû ve mâ keseb. Seyaslâ nâren zâte leheb. Vemraetühû hammâletelhatab. Fî cîdihâ hablün min mesed.

MÂNÂSIEbû Leheb´in iki eli kurudu, kendisi de (helâk oldu!). Ne malı fayda verdi ona, ne de kazandığı. O, (dünyada benzeri görülmemiş) bir alevli ateşe yaslanacak. Gerdanında hurma liflerinden bükülmüş bir iple odun taşıyan karısı da!

Tefsir - Bu sûrede bahis konusu Ebû Leheb, Peygamberimizin öz amcasıdır. Fakat ne yazık ki bu, İslâm´ın en azılı düşmanlarından idi. Peygamber Efendimiz, yakınlarını İslâ... Devamı


İhlas Suresi

İhlas Suresi:      Kul hüvallâhü ehad. Allâhüssamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad. MÂNÂSIDe ki: O, Allah, birdir. Allah, her yönden eksiksizdir ve her dileğin merciidir, her şey kendisine muhtâc olan Şanlı, Uludur. O, doğurmadı ve doğurulmadı. O´na hiçbir şey denk de olmadı.

Tefsir - Bu sûreye "İhlâs" ve "Kul Hüva´llâhü Ehad" Sûresi denir. Bu sûre, Müslümanlığın temeli olan "Allâh´ın biriği" akidesini en güzel ve en açık bir şekilde beyan eder ve Allâhu Teâlâ´yı herkesin anlıyacağı bir surette anlatır. İslâm îtikadına aykırı olan bozuk itikatları da apaçık a... Devamı


Felak Suresi

Felak Suresi:      Kul eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri gâsikn izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti filukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.

MÂNÂSI

De ki: Yaratılmışların şerrinden, karanlık çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfleyenlerin şerrinden ve haset edenin, içindeki hasedini dışarıya vurduğu vakit, şerrinden; şafak aydınlığının Rabbine (Allâh´a) sığınırım.

Tefsir - Felâk Sûresi bize dört şeyden korunması ve bunların şerrinden Allâh´a sığınmayı tâlim ve emrediyor:

1- Yaratılmış ve dünyada mevcut olan herhangi bir şeyden, herhangi ... Devamı


Nas Suresi

 Nas Suresi:      Kul eûzü birabbinnâsi. Melikinnâsi. İlâhinnâs. Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi. Minelcinneti vennâs. MÂNÂSI "De ki: Sığınırım Rabb´ına nâsın. Melikine nâsın. İlâhına nâsın; şerrinden o sinsi vesvâsın. Ki, fiskos eder sinelerinde (1) nâsın; gerek cinden (olsun o sinsi) gerekse insden."

Tefsir- Bundan evvelki, sûre her şeyin, gece ve gündüz, her zaman insana ârız olabilecek açık şerlerinden Allâh´a sığınmak lâzım olduğunu bildiriyordu. Bu sûrede ise, gözle görülmeyen, elle tutulmayan gizli şerlerden ve gizli kuvvetlerden de korunmak ve Allâh´... Devamı


Ayetu l-Kursi

Ayetu´l-Kursi

Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm Lâ tehuzühû sinetün ve lâ nevm Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil erd Menzellezî yeşfeu indehû illâ biiznihi yalemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîtûne bişeyin min ilmihî illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel erd Velâ yeûdühü hıfzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm

    KISACA MÂNÂSI Allâh, O Allâh´dır. O yegâne hak mâbuddur ki O´ndan başka İlâh yok, yalnız O; daima yaşayan, duran, tutan, her an bütün hilkat üzerinde hâkim, Hayy ü Kayyum ancak O´dur. Ne gaflet basar O´nu, ne uyku. Göklerde, yerde ne varsa hepsi O´nundur.<... Devamı


Evlenmesi

 Evlenmesi Muhammed aleyhisselâm yirmi beş yaşındayken ilk olarak hazret-i Hadîce ile evlendi. Hazret-i Hadîce, Kureyş kabîlesinin Esedoğulları kolundan kırk yaşında ve dul bir hanım idi. Fakat, malı, cemâli, aklı, ilmi, şerefi, nesebi, iffet ve edebi pek fazla idi. Yüksek ahlâkı ve üstün vasıfları sebebiyle Kureyş arasında Tâhire (çok temiz) İslâmiyet geldikten sonra da Hadîce-tül-Kübra ismiyle meşhur olmuştu. Hadîce Hâtun mallarını Şam tarafına götürüp Busrada satan Muhammed aleyhisselâmı; adâleti, üstün ahlâkı ve hakkında duyup şâhit olduğu hadiseler sebebiyle son derece takdir etti. Bu ... Devamı


Ebu Bekr-i Sıddık

Ebu Bekr-i Sıddık

Peygamberlerden sonra insanların en üstünü.

Hazret-i Ebû Bekir, daha Müslüman olmamıştı. Çok tesîrinde kaldığı bir rüyâ gördü. Gökten dolunay inip, Kâbe-i muazzamaya gelmiş ve sonra parça parça olmuş, parçalar Mekkedeki her evin üzerine düşmüş, sonra da tekrar bir araya gelip göğe yükselmişti. Fakat, kendi evine düşen ay parçası evde kalmış tekrar göğe yükselmemişti. Hazret-i Ebû Bekir, evin kapısını kapayarak, ay parçasının çıkmasına mâni olmuştu.

Kavminden Peygamber gelecek Sabahleyin heyecanla uyanan Hazret-i Ebû Bekir, hemen bir Yahûdî âlimine gid... Devamı


Talhâ Bin Ubeydullah

Talhâ Bin Ubeydullah

İlk Müslüman olanlardan.

Hazret-i Talhâ bin Ubeydullah, Resûlullah efendimizin; "Talhâ ve Zübeyr, Cennette komşularımdır" hadîs-i şerifiyle medhedilen sahâbidir.

Hazret-i Talhâ, ticâretle uğraştığı için sık sık Mekke dışına çıkardı. Bu seyâhatlerinden birinde Şam yakınlarında Busra kasabasında bir panayıra gelmişti. Burada bir râhip; - Panayıra gelenlere sorun; içlerinde Mekke´den gelen var mı? diye seslendi. Talhâ bin Ubeydullah: - Evet, ben Mekkeliyim, dedi. - Ahmed zuhûr etti mi? - Ahmed kimdir? - Abdullah bin Abdülmuttalib´in oğludur. Orası O´n... Devamı


Amr Bin Âs

Amr Bin Âs Meşhûr Arab dâhîlerinden.

Önceleri kabîlesine uyarak, İslâm aleyhinde çalışan Amr bin Âs, sonra yaptıklarına pişman olarak Müslüman oldu. Yaptıklarını ve Müslüman olmasını kendisi şöyle anlatır:

Hendek savaşından döndükten sonra, ba´zı ileri gelen kişileri topladım. Onlara dedim ki: - Muhammed aleyhisselâm gün geçtikçe kuvvetleniyor. Kısa zamanda Mekke´yi ele geçirir. Bu yüzden sizlere Habeş hükümdârı Necâşî´ye sığınmayı teklif ediyorum. Biz, Necâşî´nin yanında bulunduğumuz sırada, Muhammed aleyhisselâm kavmimize galip gelirse, bizim, Necâşî´nin yanında olmamız, O´n... Devamı


Hatîb Bin Ebî Beltea

Hatîb Bin Ebî Beltea

Peygamber efendimizin elçilerinden.

Hazret-i Hâtib, genç yaşında Yemenden Mekke-i Mükerremeye gelmiştir. Buraya yerleşen Hazret-i Hâtib, burada evlenmiş ve birçok çocuğu olmuştur.

Hâtib bin Ebî Beltea, Müslüman olmadan önce, şâirliği ile meşhurdu. İyi bir süvâri idi. Hicretten önce Müslüman olmakla sereflenmiş olup, bunun kesin tarihi bilinmemektedir. Mekkeli Müslümanlarla birlikte, Peygamber efendimizin hicretinden önce Medîneye hicret etmiştir.

Îmânı kuvvetli, teslimiyeti tamdı Medînede bir süre Ensardan Münzir bin Muhammedin evinde misâfi... Devamı


Muhammed Bin Mesleme

 Muhammed Bin Mesleme

Resûlullah efendimizin fedâîlerinden.

Bedir savaşından sonra Mekkeli müşriklerin ölüleri hakkında ağıtlar, şiirler söyleyerek müşrikleri kışkırtan, Peygamberimize ve Müslümanlara dil uzatarak fitne çıkartan, hattâ Peygamberimize suikast tertiplemeye kalkışan Kâb bin Eşref adlı bir Yahûdî zengini vardı. Peygamber efendimiz Eshâb-ı kirâma buyurdu ki: - Kâb bin Eşrefi kim öldürür? Çünkü o, Allah ve Resûlüne ezâ etmiştir.

Muhammed bin Mesleme dedi ki: - Yâ Resûlallah! Ben onu senin için öldürür, onun sesini kısarım.

Bunun üzerine Resûlullah efe... Devamı


Seleme Bin Hişâm

Seleme Bin Hişâm Kardeşlerinin işkence ettiği sahâbî.Mekke ufuklarını aydınlatan hidâyet nûru, kalb ve gönüllere yansıyınca, İslâmiyetin şifâ bahşeden berrak menbaına her geçen gün birkaç kişi daha yanaşıyor, o âb-ı hayâta dalarak yudumluyor, rûhlarını paslandıran cehâlet ve zulüm kirlerinden kurtularak huzûra kavuşuyorlardı. İnsanlık, o sıralar o kadar zavallılaşmış ve gülünç bir hâle düşmüştü ki, her türlü aşağılıkları işliyorlardı. İşte onları, şirkin, küfrün ürkütücü pençesinden alıp, İslâmiyetin munis ve şefkatli sînesine, merhametli kucağına davet eden yüce Resûl, insanlığın hakîkî ... Devamı

Takva nedir, müttaki kime denir?

Takva nedir, müttaki kime denir?

Takva , korkma, sakınma, Allah korkusuyla günahlardan korunmak demektir. Muttaki, takva üzere yaşayan mümin demek olur. Takvada ilk akla gelen, haramları terktir. Bunu, mekruhlardan sakınma takip eder. Mekruh, çirkin bulunan, hoş karşılanmayan fiil, söz ve hâllere denir. Bunların terk edilmeleri de takvadandır. Daha sonra şüpheliler karşımıza çıkar. Bunların da mekruhlar gibi haramla bir başka komşulukları vardır. Hakkında kesin bir hüküm olmayan işlerde, takvaya uygun olanı, haram olma ihtimalini gözeterek o fiilleri terk etmektir. Sonra mübah ve hel... Devamı


Berzah Hayatı

Berzah Hayatı

Bera bin Azib (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Ensardan bir adamın cenazesinin peşinden, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte kabre kadar gittik. Henüz daha kabri açılmamıştı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kıbleye doğru oturdu, biz de Onun etrafında oturduk. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) elinde yere vurduğu bir değnek vardı. Bir göğe, bir yere bakmaya başladı. Gözlerini üç defa kaldırıp indirdi. İki ya da üç defa:

Kabir azabından Allaha sığınınız! dedi.

Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

Allah... Devamı


Hac ve Umre Malzemeleri © 2009
Hac - Umre ve İslamiyet Hakkında Genel Bilgiler Sİtemizde